T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/1060 Esas 2025/881 Karar

İhtiyati Haciz Kararına İtiraz

Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkin talebin yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz kararına itirazın reddine yönelik verilen hükme karşı ihtiyati haciz kararına itiraz eden vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2024/243 Esas sayılı dosyasında görülen dava neticesinde 17/06/2025 tarihinde verilen kısa karara dayanılarak ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, anılan davanın konusunun şirketin feshi istemine ilişkin bulunduğunu, ortağın çıkma payının ödenerek çıkmasına karar verildiğini, ortaklıktan çıkarılmaya dayalı kararların icrasının kayıt ve sicillerde değişiklik yaratacak nitelikte olması sebebiyle kısa karar ile karar kesinleşmeden icraya konu edilmesinin mümkün olamayacağını, icra takibine dayanak yapılan kısa kararı veren mahkeme tarafından kararın henüz yazılmadığını, kesinleşmediğini, HMK'nun 301. Maddesine uygun bir ilam olmadığını, ilam mahiyetine haiz belgelerden de olmadığını, kısa karara dayalı olarak ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin nakit olarak bu borcu ödeyemeyeceğinin belirlendiğini, müvekkilinin gayri menkullerinin tamamına yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin borcu zamanı geldiğinde ödememe riski bulunmadığını, üçüncü kişilere mallarını devretmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, ihtiyati hacze konu bedeli karşılayacak şekilde taşınır ve taşınmaz mal varlığı bulunduğunu, mahkemece ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir kararı verilirken ölçülülük ilkesi ve tarafların menfaat dengesinin gözetilmesi gerektiğini, çıkma payına ilişkin miktarın üzerinde tedbir konulduğunu, alacaklının tek gayesinin müvekkilinin icra tehdidi ile karşı karşıya bırakarak henüz kesinleşmemiş bir karar ile alacağını tahsil etmek olduğunu, teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının kanuni düzenlemeye aykırı bulunduğunu, alacağın şirketin tüm taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulması ile teminat altına alındığını, bu nedenle ihtiyati haciz kararının teminat alınmaksızın uygunlanmasının ölçülülük ilkesine aykırı bulunduğunu belirterek ihtiyati haciz kararının itirazen kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; muteriz vekilinin iddiasının aksine ihtiyati haciz talebine dayanak olarak sunulan kısa karar ilam yada ilam mahiyetinde bir belge değil ise de, isteme konu alacağın varlığını yaklaşık olarak ispata elverişli ve yeterli olduğu, yerleşik içtihatlar gereğince dosyaya ibraz edilen kısa karar ile ihtiyati haciz talep edilebileceği, muaccel alacaklarda borçlunun mallarını kaçırma ihtimalinin aranmasına da gerek bulunmadığı, dosya kapsamında ihtiyati haczin İİK'nun 257 vd. maddelerinde aranılan yasal tüm şartlarının gerçekleştiği, ihtiyati tedbir ile ihtiyati haczin farklı geçici hukuki koruma tedbirleri olup, tabi oldukları yasal düzenlemeler ve koşullarının ayrı ayrı değerlendirileceği, muteriz borçlu şirketin taşınmazlarına daha önce alacaklı 3. kişilerin talebine istinaden ihtiyati tedbir konulmasının başlı başına ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.

İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere dayanarak ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

İİK'nun 257 vd. maddeleri uyarınca verilen ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.

Lehine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep eden vekili Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2024/243 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda müvekkili lehine çıkma payı alacağına hükmedildiğini, alacağın ilama bağlandığını belirterek 552.500.802,00 TL alacağın tahsilini teminen borçlunun menkul ve gayri menkul malları, üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ile banka hesapları üzerine ihtiyaten haciz konulmasına ilişkin talepte bulunmuştur.

Anılan talep dayanağı olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2024/243 Esas sayılı dosyasında verilen 17/06/2025 tarihli kısa kararı ibraz etmiştir. Bu karar incelendiğinde, ... Enerji Elekt. ... A.Ş. tarafından borçlu şirket aleyhine ticari şirketin feshi talebi ile dava açıldığı, Dairemizce yapılan yargılama sonunda anılan davacı tarafından açılan birleşen davada TTK'nun 531. maddesi gereğince davanın fesih yerine davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması şeklinde kabulüne, buna göre davacı şirketin, davalı şirketteki 19.320 pay karşılığı 552.500.802,00 TL çıkma payı ödenmesi suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına hükmedildiği, gerekçeli kararın talep tarihinde henüz yazılmadığı, kararın kesinleşmediği görülmüştür.
Mahkemece 20/06/2025 tarih ve 2025/111 D. İş Esas 2025/111 Karar sayılı karar ile, borçlu aleyhine ihtiyati haciz talebinin kabulüne, 552.500.802,00 TL alacağın tahsiline yönelik olarak borçlunun borca yeter miktardaki taşınır ve taşınmaz mallarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiş, anılan karara borçlu şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine ise, duruşma açılarak yapılan itiraz yargılaması sonunda ihtiyati haciz kararına itirazın reddine dair ek karar verilmiştir.
İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemeden olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2014 tarihli 2013/16354 esas 2014/3605 karar sayılı içtihadı emsal niteliktedir).
İİK'nun 265. maddesinde, ihtiyati haciz kararına karşı itiraz usulü düzenlenmiş olup, düzenlemeye göre borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde mahkemeye itiraz edebilecektir.
Somut olayda, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu şirket dinlenmeden mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir. İtiraz eden borçlunun henüz huzuri ile yapılan haciz ve/veya yokluklarında yapılan haciz tutanağının kendilerine tebliği söz konusu olmadığından ihtiyati haciz kararına itiraz edenin itirazının süresinde olduğu kabul edilmiştir.
İİK'nun 265. maddesinde, ihtiyati haciz kararına itiraz nedenleri tahdidi olarak sayılmıştır.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu vekilinin itiraz gerekçesi muaccel bir alacağın bulunmadığı, karara dayanak kısa karara ilişkin gerekçeli kararın yazılmadığı, kısa kararın ilam niteliğinde bulunmadığı, kararın kesinleşmediği, ilam kesinleşmeden ihtiyati haciz talep edilemeyeceği, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine yöneliktir.

Yukarıda açıklandığı üzere lehine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu şirket ortağı olan ... Enerji ... A.Ş. tarafından borçlu şirket aleyhine anonim şirketin haklı sebeple feshi talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın alternatif çözüm yöntemi olarak davacı şirketin ortaklıktan çıkarılması ve payların gerçek değerinin pay sahiplerine ödenmesine hükmedilerek kabulüyle çıkma payı ödenmesi suretiyle davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı lehine çıkma payı alacağına karar verilmiştir. Anılan kısa karara ilişkin talep tarihinde gerekçeli karar yazılmadığı gibi, gelinen aşamada da kararın henüz kesinleşmediği dosya içeriğiyle sabittir.
Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/40807 sayılı icra takip dosyasıyla lehine ihtiyati haciz kararı verilen tarafından itiraz eden borçlu aleyhine ihtiyati haciz kararına dayanılarak icra takibi başlatılmıştır.

İhtiyati haciz kararına dayanak kısa karar anonim şirket çıkma payı alacağına yöneliktir. Anonim şirket ortaklığından çıkma kararı inşai nitelikte bir karardır. Lehine ihtiyati haciz kararı verilen şirket ortağının itiraz eden borçlu şirket ortaklığından çıkması ancak kararın kesinleşmesi ile mümkündür. Bir başka anlatımla, karar kesinleşene kadar lehine çıkma payı alacağı hüküm altına alınan ortak şirket ortağı olmaya devam edecektir.
Öte yandan, lehine ihtiyati haciz kararı verilen davacının ortaklıktan çıkma kararı anonim şirkete mahsus olmak üzere TTK'nun 531. maddesinde alternatif duruma uygun herkesçe kabul edilebilecek çözüm yöntemi olarak getirilmiş bir müessese olup, haklı sebeple fesih şartları oluşup oluşmadığının tespitine ilişkin Dairemiz kararının yasa denetimine tabi olması ve kesinleşmeden infaz edilemeyecek nitelikte bulunması karşısında, fesih kararının alternatif olarak hükmedilen çözümün kesinleşmeden infaz edilebileceğinin söylenmesi de, TTK'nun 531. maddesine ve anonim şirketin yapısına aykırıdır. Ortak olmaya kesinleşinceye kadar devam eden kişi sermayeden pay isteyemeyecektir. Oysa çıkma bedelinin içinde mutlaka kısmen de olsa sermaye payı da vardır.
Haklı nedenle fesih davası TTK'nun 531. maddesinde düzenlenmiş olup, hakime haklı sebebin varlığı halinde alternatif çözüm yetkisi veren inşai bir davadır. Mahkemece fesih yerine payın gerçek değerinin ödenmesine ve ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi de bu anlamda verilmiş bir karardır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2021 yılına kadar bu tür kararların kesinleşmeden infaz edilemeyeceği görüşünde iken (30/06/2020 tarih ve 2019/10942 Esas 2020/5968 Karar sayılı kararı), "…. Takip talebi ve buna uygun olarak düzenlenen icra emrinin incelenmesinde, borçluların limited şirket olduğu, takip dayanağı ilamda şirket ortaklığından çıkarılma ile çıkarılma payı ve kar payı ödenmesine karar verildiği, ilamın kişiler hukukuna ilişkin, kayıt ve sicillerde değişiklik yaratan ilam niteliğinde olduğu anlaşılmakla kesinleşmeden takibe konu edilmesi mümkün değildir." gerekçesi ile parasal kısım için kesinleşme gerekmediğine hükmetmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 02/11/2021 tarih ve 2021/5549 Esas 2021/9594 Karar sayılı kararı ile "…Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK 367/2 fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırılmıştır. Bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonucu da geniş yorum yapılarak ulaşılmıştır.
Dairemizin bazı kararlarında da ticari şirketlere ilişkin ilamlarda sicil değişikliği yaptığı gerekçesiyle kesinleşme aranmıştır. İhtiyati haciz talebine dayanak kısa karara konu şirket Türk Ticaret Kanunu’nda sayılan ticaret şirketlerinden anonim şirkettir. Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devri sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yapmamaktadır.
Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16/son maddesi gereği aranmıştır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmamaktadır" gerekçesindeki tescile tabi olup olmadığı ayrımı şahsın hukuku ile ilgili değişikliğin geçerliliğine ilişkin değildir.
Karardaki A.Ş'in pay devrinin sicile tescil zorunluluğunun bulunmadığına ilişkin gerekçe; "tek kişilik şirketteki dönüşme halini" ve hamiline yazılı pay senetlerini Merkezi kayıt sistemine kayıtlanma zorunluluğuna ilişkin değişik TTK maddeleri ile uyumlu olmadığı gibi, limited şirketlerde ise değişikliğin sicile bildirimi zorunludur.
TTK'nun "4. Tescil" başlıklı 598. maddenin: (1) Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur. Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Hükmü ile tescil zorunlu olup kurucu olmasa bile sonuç itibari ile tescile tabidir. Bu zorunluluk 12. HD gerekçesine göre kesinleşmeden infaz için her kararın ayrı ayrı yorumlanmasını gerektirecek midir? İcra müdürü ilamdan tescile tabi bir değişiklik gerekip gerekmediğini nasıl tespit edecek, şirketin ortaklık yapısında değişiklik yaratan kararın şahsın hukukuna ilişkin olmadığı söylenemez. A.Ş. pay devrinin şirkete karşı hüküm ifa etmesi pay defterine kayıtla birlikte olmaktadır. Hükmün infazının ortaklığın sona ermesine ilişkin kararın kesinleşmesinin doğal sonucu olduğu ve TBK anlamında eş zamanlı ifası gereken yükümlülükler olduğu gözetildiğinde davacı ortak sıfatı ile karar kesinleşinceye kadar tüm hakları kullanabilirken (TTK 638/2 maddesinde öngörülen bir tedbir kararı verilmemiş ise ki limited şirkete özgü maddenin anonim ortalığa uygulanacağına dair Erdem’in görüşü tartışmalıdır) payın gerçek değerini tahsil edebileceğinin ileri sürülmesi tahsile konu tutar içinde bir kısmının mutlaka sermaye payı olması gerçeğine de aykırıdır.
Öte yandan, TTK'nun 531. maddesindeki kararın istinaf ve temyiz denetim öncelikle haklı sebep kavramı üzerinden yapılarak fesih koşulları bulunması halinde duruma uygun çözüm değerlendirilecektir. Eş anlatımla çıkma payının hak edilmesi ancak haklı sebebin varlığı ve başka bir çözümün yararlı olup olmayacağına ilişkin ilk derece mahkeme kararının bu kısmının kesinleşmesine bağlıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2015 tarih ve 2015/1027 Esas 2015/3429 Karar sayılı kararında da çıkma kararının inşai nitelikte bir karar olup bu karara göre hesap ve tahakkuk eden çıkma payının ancak bu kararın kesinleşmesi ile infazı mümkün alacaklardan olduğu ve ihtiyati haciz istem tarihi itibarı ile muaccel bir para alacağının varlığından söz edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
HGK'nun 06/02/2020 tarih ve 2019/11-658 Esas 2020/101 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, şirket ortaklığından çıkarılma kararı inşai nitelikte bir karar olup, irade mahkemece oluşturulduğundan çıkma bedeli de en erken buna dair kararın kesinleşmesi ile istenebilir hale gelir. Doktrindeki TTK'nun 642. maddesi, ayrılma akçesinin istenebilme anına ilişkin tartışmalar da bulunmakta olup, kesinleşmeden infaz edilebileceğine dair bir görüş bulunmadığı gibi sadece bir müellif, dava sırasında ilk derece mahkemesince çıkma bedelinin depo ettirilmesi yönünde bir çare önermekte olup, o da depo edilen paranın kesinleşmeden davacı ortağa ödenmesi yönünde görüş bildirememektedir.
Bu durumda, mahkemece anonim şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin karar inşai nitelikte olup, infazı için kararın kesinleşmesi gerektiği, karar kesinleşene kadar şirket ortağı olmaya devam edecek olan ortağın ortaklıktan çıkması kesinleşmeden çıkma payı alacağını talep edemeyeceği, lehine ihtiyati haciz kararı verilenin talep tarihi itibarıyla ve halen muaccel bir alacağı bulunmadığı, ihtiyati haciz kararının dayandığı sebebe yönelik ihtiyati haciz kararına itirazın yerinde olduğu, İİK'nun 257/1. maddesindeki koşulların oluşmadığı, lehine ihtiyati haciz kararı verilenin müeccel alacağa yönelik herhangi bir iddia ve delillerinin olmadığı gözetilerek itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz kararına itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyati haciz kararına itirazın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KABULÜNE,

2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/07/2025 tarih ve 2025/111 D. İş Esas 2025/111 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına itiraz yargılamasına ilişkin ek kararının KALDIRILMASINA,

3-İhtiyati haciz kararına itirazın KABULÜNE, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/06/2025 tarih ve 2025/111 D. İş Esas 2025/111 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının KALDIRILMASINA,

4-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 9.500,00 TL vekalet ücretinin lehine ihtiyati haciz kararı verilenden tahsili ile ihtiyati haciz kararına itiraz edene verilmesine,

5-İhtiyati haciz kararına itiraz eden tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Lehine ihtiyati haciz kararı verilen tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-İhtiyati haciz kararına itiraz eden tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde ihtiyati haciz kararına itiraz edene iadesine,

2-İhtiyati haciz kararına itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 370,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.053,10 TL yargılama giderinin lehine ihtiyati haciz kararı verilenden alınarak ihtiyati haciz kararına itiraz edene verilmesine,

3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ihtiyati haciz kararına itiraz eden yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 11/09/2025

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...