Genel Kurul Kararlarının Batıl Olduğunun Tespiti- İptali

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair verilen ara karara karşı, davacı ... vekili ve tedbire itirazın reddi kararına karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunu, bir başka ifadeyle kararın meydana gelişine ilişkin düzenlemelere uyulmaması halinde kararın hukuk düzeninde varlık kazanamayacağını, yokluğunun söz konusu olacağını, 22/08/2023 ve 12/10/2023 tarihli genel toplantılarında alınan; 5 numaralı yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, 8 numaralı esas sözleşme değişikliğine ve 9 numaralı TTK m. 395 ve 396 uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin gündem maddeleri kapsamında yapılan oylamalarda oydan yoksunluk hükümlerine riayet edilmediğini ve nisaplara uyularak karar alınmadığını bu sebeple söz konusu gündem maddeleri çerçevesinde herhangi bir karar alınmamış olduğunu bu sözde kararların yoklukla malul olduğunu, davalı şirketin olağan genel kurulu gerçekleşmesine rağmen ikinci bir "olağan genel kurul toplantısı gerçekleşmesi" anonim şirketlerin temel yapısına aykırı olduğunu belirterek dava konusu genel kurul toplantılarında alınan 6,8 ve 9 numaralı genel kurul kararlarının yürütülmelerinin geri bırakılmasını talep etmiştir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 30.01.2023 tarihli ara kararıyla; "...İddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama ile elde edilecek sonucun yargılamanın başında tedbirle elde edilmesine yol açacak şekilde karar verilemeyeceği, dava konusu iddiaların yargılamayı gerektirmesi, dosyaya sunulan delillerle bu aşamada yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, şirket işleyişinin devamlılığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zarar doğacağına yönelik emareler bulunmaması..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı istinaf edilmiş, Dairemizin 14.HD 2024/625 E. 2024/807 K.nolu kararıyla; "İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 391,353/1.b.2 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu 30.01.2023 tarihli ara kararının 9 numaralı gündem maddesi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile 22.08.2023 ve 12.10.2013 tarihli genel kurulların 9. maddeleriyle yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'a TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, 2-Davacılar vekilinin genel kurulların 6 ve 8. maddelerine yönelik ihtiyatı tedbir talebinin reddine, 3-HMK'nın 392. maddesi uyarınca genel kurul toplantı tutanağı içeriği ve kararın mahiyeti ile konuyu düzenleyen mevzuat hükümleri uyarınca, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir. Yargılama sürecinde ilk derece mahkemesince, 04.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu raporu alınmış, davacı tarafça 21.02.2025 tarihli mali uzman görüşü ve 24.02.2025 tarihli hukuki mütalaa, davalı tarafça da 17.12.2024 tarihli mali ve hukuki mütalaa sunulmuş, davacılar vekilleri, 26.12.2025 tarihli dilekçelerinde yokluk veya butlanına ya da iptallerine karar verilmesi talep edilen ve henüz haklarında yürütülmelerinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmeyen genel kurul kararlarının da yürütülmelerinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 24.03.2025 tarihli kararında; "... davacılar vekilleri terditli olarak yokluk-butlan ya da iptallerine ilişkin talepte bulundukları davalı Şirket'in 22.08.2023 tarihli ve 12.10.2023 tarihli genel kurul toplantılarında alınan; (3), (4), (5) (6) (8) ve (9) numaralı kararlarından tedbir kararı verilmemiş olanlar için yürütmenin durdurulması kararı verilmesi talep edilmiş, (9) nolu kararın İstanbul BAM 14.HD 2024/625 E. 2024/807 K.nolu kararıyla yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş olmakla inceleme (3), (4), (5) (6) (8) kararlar ile davalı şirkete kayyım atanması talebi yönünden yapılmıştır. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında ihtiyati tedbir talep edilirken TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. İstanbul BAM 14.HD 2024/625 E. 2024/807 K.nolu kararında da değinildiği üzere bazı kararlara ilişkin bir kanıya varılabilmesi için ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri delillerin dosyaya kazandırılması gerektiği, bu çerçevede somut olayda, Genel kurulun 3 nolu 2020,2021 ve 2022 yılına ait finansal raporların kabulüne ilişkin, 5 nolu yönetim kurulunun ibrasına ilişkin, 6 nolu yönetim kurulu seçimine ilişkin ve 8. maddesinde ana sözleşme değişikliğine dair alınan kararların, kanun, esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, şirketin mali kayıtları ve defterlerinin incelenmesi ve alınacak bilirkişi raporu ile belirlenebileceği, iddia ve savunmalara ilişkin ancak bu bilgilerin dosyaya kazandırılmasından sonra genel bir değerlendirme imkanı oluşabileceği, gelinen aşamada mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile taraflarca dosyaya sunulan uzman mütalaaları ve taraf vekillerinin bu raporlara karşı sundukları beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesiyle taleplere ilişkin yaklaşık ispatın varlığı veya yokluğunun tespit edilebileceği, buna göre yapılan incelemede,finansal raporlara ilişkin 3 nolu genel kurul kararının dürüst resim ilkesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu karararın oydan yoksunluk, 8 nolu esas sözleşmenin 13.maddesindeki değişikliğe ilişkin kararın oydan yoksunluk hali ve örtülü kazanç aktarımına sebep olabileceğine dair yaklaşık ispatın mevcut olduğuna kanaat getirilmekle, genel kurulun 8 nolu kararın sadece esas sözleşmenin 13.maddesi değişikliğiyle sınırlı olarak tedbir talebinin oy birliğiyle, 3 nolu kararlara ilişkin talebin oy çokluğuyla kabulüne, 4,6 ve 7 nolu kararlara ilişkin talebin ise bu kararların yürütülmesinin durdurulmasını gerektirir derecede yaklaşık ispatın mevcut olmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbire ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davacı vekilinin 12.10.2023 tarihli genel kurulda alınan 8 nolu kararın esas sözleşmenin 13. madde değişikline ilişkin kısmıyla sınırlı olarak yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin talebin oy birliğiyle, 3 nolu kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin oy çokluğuyla (hakim ...'in muhalefetiyle) kabulüne, 5 nolu kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin oy birliği ile kabulüne, 4,6 ve 7 nolu kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebinin oy birliğiyle reddine, karar verilmiştir. Davalı yanın ihtiyati tedbire itirazının değerlendirildiği anlaşılan 30.04.2025 tarihli oturum ara kararı ile ihtiyati tedbirin kabul edilen kısımı yönünden ileri sürülen itirazın reddine karar verilmiş, İhtiyati tedbir talebinin reddedilen kısmına dair ara karara karşı davacı, ihtiyati tedbire itirazın reddi ara kararlarına karşı ise davalı şirket vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde ve talep dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrarla; İlk derece mahkemesinin, genel kurulda alınan (4) ve (6) numaralı kararlar ile (8) numaralı kararın esas sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesi ilişkin kısmının yürütülmesinin geri bırakılması taleplerini hatalı bir şekilde reddettiğini, Burada belirtilmek gerekirse (8) numaralı kararın esas sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesine ilişkin kısmı olarak ifade edilen karar değiştirilen esas sözleşmedeki, yani tadil metninin "eski hali" bölümünde yer alan madde numarasına işaret ettiğini, söz konusu maddenin esas sözleşmenin yeni halinde 7 numaralı madde haline geldiğini, karışıklığa yol açmamak adına bu dilekçede yürütmenin durdurulması talebinin konusu madde numarası değişikliğin gerçekleştirildiği eski halde yer alan esas sözleşmenin 8. maddesi olarak ifade edildiğini, Bu dilekçe ile süresi içerisinde, ilk derece mahkemesinin 24.03.2025 tarihli ara kararının, genel kurulda alınan (6) numaralı karar ile (8) numaralı kararın esas sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesi ilişkin kısmı bakımından verilen ret kararlarına karşı istinaf başvurusu yapıldığını ve istinaf sebeplerini sunduklarını, Dairece istinaf dilekçesi, dava dilekçesi, son derece isabetli tespitler içeren 04.11.2024 tarihli bilirkişi raporu ve Daire tarafından resen nazara alınacak hususlar ışığında; Haklı istinaf başvurumuzun kabulü ile; ilk derece mahkemesinin 24.03.2025 tarihli ara kararının, dava konusu genel kurullarda alınan (6) numaralı karar ile (8) numaralı kararın esas sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesi ilişkin kısmı bakımından tesis edildiğini, yürütmenin geri bırakılması taleplerinin reddi yönündeki kararlarının kaldırılması; bu kapsamda, genel kurulda alınan (6) numaralı karar ile (8) numaralı kararın esas sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesi ilişkin kısmının yürütülmelerinin geri bırakılması ve (6) numaralı yönetim kurulu üyelerinin seçimi kararının yürütülmesinin geri bırakılması kararına bağlı olarak davalı şirkete kayyım atanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ana kararın kaldırılmasına ve talepleri gibi ihtiyati tedbir kararı istemiştir.Davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafça daha önce da aynı konuda talepte bulunulduğunu, mahkemenin ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, ret üzerine davacı taraf karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusu yaptığını, İstanbul BAM 14.HD 2024/625 E. 2024/807 K.nolu kararı ile istinaf talebini kısmen kabul ederek sadece 9. Madde yönünden tedbir talebini kabulüne karar verdiğini, Bu karardan sonra dosyaya bilirkişi raporu girdiğini ve mahkemede kararında bu raporu gerekçe göstermiş ise de; dosyaya sunulan rapora karşı hem davacı hem de davalı tarafça itiraz edildiğini ve her iki taraf da itirazları ile birlikte dosyaya "Uzman Raporu" sunduğunu, mahkemenin itirazları haklı bulduğunu ve itirazların incelenmesi konusunda bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verildiğini, başka bir ifade ile karara dayanak gösterilen bilirkişi raporu henüz son halini almadığını ve kesinleşmediğini, mahkemenin iş bu kararını bilirkişi kurulundan ek rapor geldikten sonra dosyayı değerlendirmeye alarak karar vermesi gerektiğini, kaldı ki; dosyada birbiri ile çelişen 1 bilirkişi 2 uzman raporu bulunduğunu, Yargıtay uygulamasına göre bilirkişi raporu ile uzman raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiğini, tüm bu usuli işlemler yapılmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, Esasa ilişkin olarak ise, mahkemenin detaylı bir inceleme yapmadan, dosyayı ve delilleri değerlendirmeden özensiz bir şekilde karar verdiğini, öyle ki; davacı taraf genel kurul kararlarından 7 numaralı karar hakkında yürütmenin geri bırakılması yönünde bir talebi yok iken, bu maddeyi de değerlendirmeye almış ve bu madde yönünden ret kararı verdiğini, ayrıca tedbir kararları gerekçeli ve yasaya uygun olmadığını, Öncelikle tedbir kararı verilebilmesi için HMK 390/3 maddesinde yer alan "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" kuralına uygun olmadığını, bilirkişi raporu henüz kesinleşmemiş olup itirazlar doğrultusunda raporun değişmesi ve yeni bir bilirkişi heyetinden farklı bir raporun düzenlenmesinin olası olduğunu, zira taraflarınca alanında uzman kişilerden alınan "Uzman Raporu" dikkate alındığında açılan davanın haksız olduğu ve reddi gerekeceğinin açık olduğunu, dolayısı ile yaklaşık ispat kuralı işbu dosya açısından gerçekleşmemiş olup kararlar bu yönü ile HMK'ya aykırı olduğunu, HMK'nın 389.maddesindeki şartların oluşmadığını, davadaki taleplerin nerede ise tamamı hakkında ihtiyati tedbir kararı vermiş olup yargılama bitmeden adeta hüküm kurduğunu, başka bir anlatımla kararla çözülmesi gereken sorunlar ara kararı ile tedbir kararı ile çözümlenmiş tedbir kararları amacı dışında kullanıldığını, Öte yandan şirket genel kurulunca alınan kararların çoğu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmiş iken bu kararlar sonucu oluşabilecek zararların karşılanması için herhangi bir teminat alınmamış olmasının yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, eğer tedbir kararı verilecek ise oluşabilecek olası zararların giderimi için teminat alınması yasal zorunluluk olduğunu, iş bu nedenle ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin kararına dayanak yapmış olduğu bilirkişi raporu baştan sona yanlı, hatalı ve davacı taleplerini dahi aşar nitelikte bir rapor olup rapora alternatif olarak Prof. Dr. ... ve Yeminli Mali Müşavir ...'dan alınan uzman raporlarının ve rapora yönelik yaptıkları itiraz dilekçelerini ekte sunduklarını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazının reddine dair ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ana kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 22.08.2023 ve 12.10.2023 tarihli genel kurullarında alınan 3,4,5,6,8 ve 9 numaralı kararların yokluğu ile butlanın tespiti, olmadığı takdirde TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine; istinaf, ilk derece mahkemesinin 24.03.2025 tarihli dava konusu genel kurul karalarından 3 ve 5 nolu kararlar ile 8 nolu kararın esas sözleşmenin 13. Maddesinin değişikliğine ilişkin kısmıyla sınırlı olarak yürütülmesinin geri bırakılması yönündeki ihitayati tedbir kararına itirazın reddi ile aynı ara karar ile tedbiren yürütülmesinin durdurulması reddedilen 4,6 ve 7 nolu kararları yönünden verilen karara ilişkindir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin önceki aşamada 30.01.2023 tarihli ara kararı ile tedbir talebi reddedilmiş, davacılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dairemizin istinaf incelemesi üzerine 2024/625 E., 2024/807 K. Sayılı ve 16.05.2024 tarihli kararı ile: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 391,353/1.b.2 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu 30.01.2023 tarihli ara kararının 9 numaralı gündem maddesi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak ihtiyati tedbir talebi hakkında dairemizce yeniden karar verilerek, davacıların ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile 22.08.2023 ve 12.10.2013 tarihli genel kurulların 9. maddeleriyle yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'a TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, davacılar vekilinin genel kurulların 6 ve 8. maddelerine yönelik ihtiyatı tedbir talebinin reddine, HMK'nın 392. maddesi uyarınca genel kurul toplantı tutanağı içeriği ve kararın mahiyeti ile konuyu düzenleyen mevzuat hükümleri uyarınca, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekillerinin yargılama sürecinde yeniden ihtiyati tedbir talepleri üzerine, ilk derece mahkemesince 24.03.2025 tarihli ara karar oluşturulmuş, ara karar ile ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, 12.10.2023 tarihli genel kurulda alınan 8 nolu kararın esas sözleşmenin 13.madde değişikline ilişkin kısmıyla sınırlı olarak yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin talebin oy birliğiyle, 3 nolu kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin oy çokluğuyla (hakim ...'in muhalefetiyle) kabulüne, 5 nolu kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin oy birliği ile kabulüne,4,6 ve 7 nolu kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebinin oy birliğiyle reddine, ara kararın taraf vekillerine tebliğine, karar verilmiştir. Davacı vekilince ihtiyati tedbirin kabul edilen kısmına yöneltilen itirazın ilk derece mahkemesince 30.04.2025 tarihli oturumda değerlendirilerek, davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: Yukarıda belirtildiği üzere, davacılar talebi üzerine ilk derece mahkemesince 24.03.2025 tarihli ara karar ile 12.10.2023 tarihli genel kurulda alınan 3,5 ve 8 nolu kararın esas sözleşmenin 13.madde değişikline ilişkin kısmıyla sınırlı olarak yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararına yöneltilen itirazın reddine dair 30.04.2025 tarihli ara kararının istinaf edildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı gerekçesinde de işaret edildiği üzere, sunulan bilirkişi raporu içeriği, taraflarca sunulan uzman görüşleri ve dairemizin önceki 2024/625 E. 2024/807 K.nolu karar içeriği de dikkate alınarak, dava konusu genel kurulun,finansal raporlara ilişkin 3 nolu genel kurul kararının dürüst resim ilkesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu karararın oydan yoksunluk, 8 nolu esas sözleşmenin 13.maddesindeki değişikliğe ilişkin kararın oydan yoksunluk hali ve örtülü kazanç aktarımına sebep olabileceğine dair yaklaşık ispatın mevcut olduğu sonucu ile bu kararlar yönünden ihtiyati tedbir kararının kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin kararı isabetli olup, davalı vekilinin tedbire itirazının reddi kararının yasaya aykırı olduğu yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporu HMK'nın 282. maddesi uyarınca takdiri delil niteliğinde olup, bilirkişi raporuna taraflarca yöneltilen itirazların karşılanması için yeniden rapor alınmasına karar verilmiş olması ve ek raporun dosyaya henüz gelmemesi, bu surette alınan bilirkişi raporu içeriğinin delil olarak kabul edilemeyeceği yönündeki davalı vekili iddiası da yerinde değildir. Kaldı ki değişen delil durumuna göre ilk derece mahkemesince talep halinde her zaman tedbir kararının kaldırılması da mümkündür. Davalı vekilince ihtiyati tedbir kararının teminat alınmaksızın verilmesinin ve bu yöndeki itiazın reddinin de doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Dairemizin 2024/625 E. 2024/807 K.nolu karar içeriğinde de işaret edildiği üzere, genel kurul toplantı tutanağı içeriği ve kararların mahiyeti ile konuyu düzenleyen mevzuat hükümleri uyarınca ilk derece mahkemesince takdiren teminat alınmaması da yasaya aykırı görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde: Davacı vekilince, ilk derece mahkemesinin 24.03.2025 tarihli ara kararı ile dava konusu genel kurul kararlarından 6 ve 8 nolu kararların esas sözleşmenin 8 maddesinin değiştirilmesine ilişkin kısmı bakımından istenen tedbirin reddi kararı yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin 24.03.2025 tarihli ara karar içeriğinde de belirtildiği üzere, yargılama sürecinde davalı Şirket'in 22.08.2023 tarihli ve 12.10.2023 tarihli genel kurul toplantılarında alınan; (3), (4), (5) (6) (8) ve (9) numaralı kararlarından tedbir kararı verilmemiş olanlar için yürütmenin durdurulması kararı verilmesi talep edilmiş, (9) nolu kararın dairemizin 2024/625 E. 2024/807 K.nolu kararıyla yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği dikkate alınarak tedbir isteminin (3), (4), (5) (6) (8) kararlar ile davalı şirkete kayyım atanması talebi yönünden yapılmıştır. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında ihtiyati tedbir talep edilirken TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince ara karar tarihi itibariyle ve sunulu deliler ışığında finansal raporlara ilişkin 3 nolu genel kurul kararının dürüst resim ilkesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu karararın oydan yoksunluk, 8 nolu esas sözleşmenin 13.maddesindeki değişikliğe ilişkin kararın oydan yoksunluk hali ve örtülü kazanç aktarımına sebep olabileceğine dair yaklaşık ispatın mevcut olduğu gerekçesiyle, iş bu kararlar yönünden tedbir kararının kabul edildiği, ancak 6 ve 8 nolu kararların esas sözleşmenin 8 maddesinin değiştirilmesine ilişkin kısmı bakımından ise bu kararların yürütülmesinin durdurulmasını gerektirir derecede yaklaşık ispatın mevcut olmadığı kanaati ile bu kararlara yönelik tedbir isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, bazı kararlara ilişkin bir kanıya varılabilmesi için ancak bilirkişi incelemesi ve delillerin dosyaya kazandırılması gerekip, ara karar tarihi itibariyle tedbir istemi reddedilen kararlar yönünden verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumu halinde talep halinde ilk derece mahkemesince her zaman tedbir kararı verilmesi yolu açıktır.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derce mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1,391/3 ve 394/5 maddeleri uyarınca her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1,391/3 ve 394/5 maddeleri uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1,391/3 ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.06.2025

HMK'nın 353/1.b.1,391/3 ve 394/5 maddeleri uyarınca karar kesindir.