ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1370 Esas 2025/1186 Karar
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
KARAR
ÜÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İhtiyati Haciz Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkin talebin yapılan yargılaması sonunda ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına yönelik olarak verilen hükme karşı lehine ihtiyati haciz kararı verilen vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; lehine ihtiyati haciz kararı verilenin sürekli olarak ihtiyati haciz kararları ile müvekkilini icra tehdidi altında mağdur etmesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmadığını, ihtiyati haciz kararına konu ilamın TTK'nun 531. Maddesi kapsamında açılmış müvekkili şirketin fesih talebine yönelik dava neticesinde verilen ilam olduğunu, ilamın kişiler hukukuna ilişkin olduğundan kesinleşmeden icra edilemeyeceğini, yapma borcuna ilişkin ilamın icra takibi dahi yapılamayacak bir ilam olmasına rağmen bu ilama dayanarak ihtiyati haciz talep etmenin yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkilinin gayri menkullerinin tamamı üzerinde istinaf dairesince tesis edilmiş ihtiyati tedbir kararı olduğunu, bu hali ile ihtiyati haciz müessesini gerektirir bir durum bulunmadığını belirterek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ihtiyati haciz kararına dayanak ilamın anonim şirketten çıkmaya izin ve çıkma payının tahsili istemine ilişkin olup, anonim şirket ortaklığından çıkmaya izin şeklinde verilen mahkeme kararının inşai nitelikte olduğu, bu nedenle çıkmaya izin kararı ile birlikte hükmedilen çıkma payı bedelinin de ancak bu kararın kesinleşmesiyle infazı mümkün olan alacaklardan olması nedeniyle, İİK'nun 257. maddesinde öngörülen koşulların varlığının mevcut bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın kabulüne, verilen 21.07.2025 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Lehine ihtiyati haciz kararı verilen vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu ilamın kesinleşmeden icraya konulabilecek kararlardan olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma bedelinin ödenmesi ve pay devrinin sicil kaydında bir değişiklik yapmadığını, bu nedenlerle kesinleşmeden icra edilebileceğinin açıkça belirtildiğini, mahkemece gerekçe yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı karar tarihinden itibaren avans faizi işleyeceğine ilişkin olup mahkeme kabulünün aksine taleplerini doğruladığını, zira hem faiz başlangıcı hem de ihtiyati haciz talebi alacağın muaccel olmasına bağlandığını, mahkeme tarafından hatalı değerlendirme sonucu karar verildiğini, haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu hususunun kesinleştiğini, çıkma payı alacağının belirlendiğini, İİK'nun 257/2. maddesi uyarınca ayrıntılı bir şekilde açıkladıkları üzere borçlunun mal kaçırmakta olduğunu, alacağın muaccel hale geldiğini, bu nedenle ihtiyati haczin istenebileceğini, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/111 Değişik İş sayılı dosyasında talepleri üzerine 20.06.2025 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, ilamlı takibe geçilemediği için icra takibinin iptal edildiğini, daha sonra Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/134 değişik iş dosyasında 21.07.2025 tarihinde verilen ihtiyati haciz kararı ile takibin başlatıldığını, icra dosyasında 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinde bulunulduğunu, talep doğrultusunda gelen cevabi yazılarda yer alan beyanlarda ilk alınan 20.06.2025 tarihli ihtiyati haciz kararı sonrası borçlu şirketin hemen sonrasında bazı kiracıları ile alacağın temliki sözleşmesi yaparak borçlu şirketin kendi ortağı olan ... Nakliyat Ve Ticaret A.Ş.'ye alacaklarını devretmeye başladığının gelen cevabi yazılarda yer aldığını, mahkemece ihtiyati hacze itiraz duruşmasında İİK'nun 265. maddesi gereğince ihtiyati hacze itiraz nedenlerinin Kanunda sayılmış olup, ihtiyati haczin ön koşullarının oluşmasına rağmen ve kanunda itiraz nedenleri arasında yer almamasına rağmen kararın kesinleşmeden icraya konulamayacağını inceleyip hatalı değerlendirme sonucu karar vermesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
İİK'nun 257 vd. maddeleri uyarınca verilen ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.
Lehine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep eden vekili, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2024/243 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda müvekkili lehine çıkma payı alacağına hükmedildiğini, alacağın ilama bağlandığını belirterek 552.500.802,00 TL alacağın tahsilini teminen borçlunun menkul ve gayri menkul malları, üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ile banka hesapları üzerine ihtiyaten haciz konulmasına ilişkin talepte bulunmuştur.
Anılan talep dayanağı olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2024/243 Esas sayılı dosyasında verilen 17/06/2025 tarihli 2025/666 Karar sayılı gerekçeli kararı ibraz etmiştir. Bu karar incelendiğinde, ... Elekt. ... A.Ş. tarafından borçlu şirket aleyhine ticari şirketin feshi talebi ile dava açıldığı, Dairemizce yapılan yargılama sonunda anılan davacı tarafından açılan birleşen davada TTK'nun 531. maddesi gereğince davanın fesih yerine davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması şeklinde kabulüne, buna göre davacı şirketin, davalı şirketteki 19.320 pay karşılığı 552.500.802,00 TL çıkma payı ödenmesi suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına hükmedildiği görülmüştür.
Mahkemece 21/07/2025 tarih ve 2025/134 D. İş Esas 2025/134 Karar sayılı karar ile, borçlu aleyhine ihtiyati haciz talebinin kabulüne, 552.500.802,00 TL alacağın tahsiline yönelik olarak borçlunun borca yeter miktardaki taşınır ve taşınmaz mallarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiş, anılan karara borçlu şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine ise, duruşma açılarak yapılan itiraz yargılaması sonunda ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair ek karar verilmiştir.
İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemeden olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2014 tarihli 2013/16354 esas 2014/3605 karar sayılı içtihadı emsal niteliktedir).
İİK'nun 265. maddesinde, ihtiyati haciz kararına karşı itiraz usulü düzenlenmiş olup, düzenlemeye göre borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde mahkemeye itiraz edebilecektir.
Somut olayda, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu şirket dinlenmeden mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir. İtiraz eden borçlunun henüz huzuri ile yapılan haciz ve/veya yokluklarında yapılan haciz tutanağının kendilerine tebliği söz konusu olmadığından ihtiyati haciz kararına itiraz edenin itirazının süresinde olduğu kabul edilmiştir.
İİK'nun 265. maddesinde, ihtiyati haciz kararına itiraz nedenleri tahdidi olarak sayılmıştır.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu vekilinin itiraz gerekçesi muaccel bir alacağın bulunmadığı, karara dayanak kararın kesinleşmediği, ilam kesinleşmeden ihtiyati haciz talep edilemeyeceği, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine yöneliktir.
Yukarıda açıklandığı üzere lehine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu şirket ortağı olan ... ... A.Ş. tarafından borçlu şirket aleyhine anonim şirketin haklı sebeple feshi talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın alternatif çözüm yöntemi olarak davacı şirketin ortaklıktan çıkarılması ve payların gerçek değerinin pay sahiplerine ödenmesine hükmedilerek kabulüyle çıkma payı ödenmesi suretiyle davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı lehine çıkma payı alacağına karar verilmiştir. Anılan kısa karara ilişkin talep tarihinde gerekçeli karar yazılmadığı gibi, gelinen aşamada da kararın henüz kesinleşmediği dosya içeriğiyle sabittir.
Ankara 4. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/49623 sayılı icra takip dosyasıyla lehine ihtiyati haciz kararı verilen tarafından itiraz eden borçlu aleyhine ihtiyati haciz kararına dayanılarak icra takibi başlatılmıştır.
İhtiyati haciz kararına dayanak karar anonim şirket çıkma payı alacağına yöneliktir. Anonim şirket ortaklığından çıkma kararı inşai nitelikte bir karardır. Lehine ihtiyati haciz kararı verilen şirket ortağının itiraz eden borçlu şirket ortaklığından çıkması ancak kararın kesinleşmesi ile mümkündür. Bir başka anlatımla, karar kesinleşene kadar lehine çıkma payı alacağı hüküm altına alınan ortak şirket ortağı olmaya devam edecektir.
Öte yandan, lehine ihtiyati haciz kararı verilen davacının ortaklıktan çıkma kararı anonim şirkete mahsus olmak üzere TTK'nun 531. maddesinde alternatif duruma uygun herkesçe kabul edilebilecek çözüm yöntemi olarak getirilmiş bir müessese olup, haklı sebeple fesih şartları oluşup oluşmadığının tespitine ilişkin Dairemiz kararının yasa denetimine tabi olması ve kesinleşmeden infaz edilemeyecek nitelikte bulunması karşısında, fesih kararının alternatif olarak hükmedilen çözümün kesinleşmeden infaz edilebileceğinin söylenmesi de, TTK'nun 531. maddesine ve anonim şirketin yapısına aykırıdır. Ortak olmaya kesinleşinceye kadar devam eden kişi sermayeden pay isteyemeyecektir. Oysa çıkma bedelinin içinde mutlaka kısmen de olsa sermaye payı da vardır.
Haklı nedenle fesih davası TTK'nun 531. maddesinde düzenlenmiş olup, hakime haklı sebebin varlığı halinde alternatif çözüm yetkisi veren inşai bir davadır. Mahkemece fesih yerine payın gerçek değerinin ödenmesine ve ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi de bu anlamda verilmiş bir karardır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2021 yılına kadar bu tür kararların kesinleşmeden infaz edilemeyeceği görüşünde iken (30/06/2020 tarih ve 2019/10942 Esas 2020/5968 Karar sayılı kararı), "…. Takip talebi ve buna uygun olarak düzenlenen icra emrinin incelenmesinde, borçluların limited şirket olduğu, takip dayanağı ilamda şirket ortaklığından çıkarılma ile çıkarılma payı ve kar payı ödenmesine karar verildiği, ilamın kişiler hukukuna ilişkin, kayıt ve sicillerde değişiklik yaratan ilam niteliğinde olduğu anlaşılmakla kesinleşmeden takibe konu edilmesi mümkün değildir." gerekçesi ile parasal kısım için kesinleşme gerekmediğine hükmetmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 02/11/2021 tarih ve 2021/5549 Esas 2021/9594 Karar sayılı kararı ile "…Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK 367/2 fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırılmıştır. Bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonucu da geniş yorum yapılarak ulaşılmıştır.
Dairemizin bazı kararlarında da ticari şirketlere ilişkin ilamlarda sicil değişikliği yaptığı gerekçesiyle kesinleşme aranmıştır. İhtiyati haciz talebine dayanak karara konu şirket Türk Ticaret Kanunu’nda sayılan ticaret şirketlerinden anonim şirkettir. Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devri sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yapmamaktadır.
Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16/son maddesi gereği aranmıştır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmamaktadır" gerekçesindeki tescile tabi olup olmadığı ayrımı şahsın hukuku ile ilgili değişikliğin geçerliliğine ilişkin değildir.
Karardaki A.Ş'in pay devrinin sicile tescil zorunluluğunun bulunmadığına ilişkin gerekçe; "tek kişilik şirketteki dönüşme halini" ve hamiline yazılı pay senetlerini Merkezi kayıt sistemine kayıtlanma zorunluluğuna ilişkin değişik TTK maddeleri ile uyumlu olmadığı gibi, limited şirketlerde ise değişikliğin sicile bildirimi zorunludur.
TTK'nun "4. Tescil" başlıklı 598. maddenin: (1) Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur. Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Hükmü ile tescil zorunlu olup kurucu olmasa bile sonuç itibari ile tescile tabidir. Bu zorunluluk 12. HD gerekçesine göre kesinleşmeden infaz için her kararın ayrı ayrı yorumlanmasını gerektirecek midir? İcra müdürü ilamdan tescile tabi bir değişiklik gerekip gerekmediğini nasıl tespit edecek, şirketin ortaklık yapısında değişiklik yaratan kararın şahsın hukukuna ilişkin olmadığı söylenemez. A.Ş. pay devrinin şirkete karşı hüküm ifa etmesi pay defterine kayıtla birlikte olmaktadır. Hükmün infazının ortaklığın sona ermesine ilişkin kararın kesinleşmesinin doğal sonucu olduğu ve TBK anlamında eş zamanlı ifası gereken yükümlülükler olduğu gözetildiğinde davacı ortak sıfatı ile karar kesinleşinceye kadar tüm hakları kullanabilirken (TTK 638/2 maddesinde öngörülen bir tedbir kararı verilmemiş ise ki limited şirkete özgü maddenin anonim ortalığa uygulanacağına dair Erdem’in görüşü tartışmalıdır) payın gerçek değerini tahsil edebileceğinin ileri sürülmesi tahsile konu tutar içinde bir kısmının mutlaka sermaye payı olması gerçeğine de aykırıdır.
Öte yandan, TTK'nun 531. maddesindeki kararın istinaf ve temyiz denetim öncelikle haklı sebep kavramı üzerinden yapılarak fesih koşulları bulunması halinde duruma uygun çözüm değerlendirilecektir. Eş anlatımla çıkma payının hak edilmesi ancak haklı sebebin varlığı ve başka bir çözümün yararlı olup olmayacağına ilişkin ilk derece mahkeme kararının bu kısmının kesinleşmesine bağlıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2015 tarih ve 2015/1027 Esas 2015/3429 Karar sayılı kararında da çıkma kararının inşai nitelikte bir karar olup bu karara göre hesap ve tahakkuk eden çıkma payının ancak bu kararın kesinleşmesi ile infazı mümkün alacaklardan olduğu ve ihtiyati haciz istem tarihi itibarı ile muaccel bir para alacağının varlığından söz edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
HGK'nun 06/02/2020 tarih ve 2019/11-658 Esas 2020/101 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, şirket ortaklığından çıkarılma kararı inşai nitelikte bir karar olup, irade mahkemece oluşturulduğundan çıkma bedeli de en erken buna dair kararın kesinleşmesi ile istenebilir hale gelir. Doktrindeki TTK'nun 642. maddesi, ayrılma akçesinin istenebilme anına ilişkin tartışmalar da bulunmakta olup, kesinleşmeden infaz edilebileceğine dair bir görüş bulunmadığı gibi sadece bir müellif, dava sırasında ilk derece mahkemesince çıkma bedelinin depo ettirilmesi yönünde bir çare önermekte olup, o da depo edilen paranın kesinleşmeden davacı ortağa ödenmesi yönünde görüş bildirememektedir.
Bu durumda, anonim şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin karar inşai nitelikte olup, infazı için kararın kesinleşmesi gerektiği, karar kesinleşene kadar şirket ortağı olmaya devam edecek olan ortağın ortaklıktan çıkması kesinleşmeden çıkma payı alacağını talep edemeyeceği, lehine ihtiyati haciz kararı verilenin talep tarihi itibarıyla ve halen muaccel bir alacağı bulunmadığı, ihtiyati haciz kararının dayandığı sebebe yönelik ihtiyati haciz kararına itirazın yerinde olduğu, İİK'nun 257/1. maddesindeki koşulların oluşmadığı, lehine ihtiyati haciz kararı verilenin talep dilekçesinde müeccel alacağa yönelik herhangi bir iddia ve delillerinin olmadığı gözetilerek mahkemece itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin ek kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden lehine ihtiyati haciz kararı verilen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Lehine ihtiyati haciz kararı verilen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Lehine ihtiyati haciz kararı verilenden alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Lehine ihtiyati haciz kararı verilen tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ihtiyati haciz kararına itiraz eden yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 30/10/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...