Davanın reddine

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı; Adıyaman ili Besni ilçesi ... köyü hudutlarında bulunan, mevki ve sınırlarını dava dilekçesinde bildirdiği 3 parça gayrimenkulün murisi evvellerinden kaldığını, taşınmazların Köy Tüzel Kişiliği, Hazine ya da 3. şahıslarla ve ormanla alakası olmadığını belirterek orman kadastro komisyonu başkanlığının yaptığı sınırlandırmanın iptaline, taşınmazların orman sınırı dışında bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 02.02.2016 tarihli ve 2013/58 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, eğim durumları ile 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) ve 6831 sayılı Kanunlar kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu, (K) harfi ile gösterilen kısmın ise 2/B maddesi kapsamında zaten orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/5779 Esas, 2019/7329 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece en eski ve 1985-1990 tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45 nci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, eş yükselti eğrili topoğrafik harita üzerinde münhanilerin sayıları, yani yükseklik farkları ile bu yükseklik farklarının teşkil ettiği açıların tanjantları esas alınarak meyil ölçer (kilizimetre) ile ölçüm yapılarak gerçek eğim saptanmalı, varsa % 12 ve altında olan bölümleri ile % 12 üzerinde eğimli olan bölümleri ayrılmalı ve bu bölümlerin infaza elverişli bir biçimde krokisi düzenlettirilmeli, taşınmaz üzerinde bulunduğu anlaşılan antep fıstığı ağaçlarının sayısı, aşı yaşları, nitelik ve özellikleri, birbirlerine olan mesafesi, kapama fıstıklık niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli, .... davacının 3573 sayılı Zeytinciliğin İslahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un (3573 sayılı Kanun) 2 nci ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanıp dayanmadığı araştırılmalı, davacının özel kanun hükümlerince oluşan tapu kaydına dayanması halinde bu tapu kaydına itibar edileceği bilinmeli, davacının böyle bir tapu kaydına dayanmaması halinde; eğimi %12’den az olan taşınmaz bölümleri yönünden yukarıda açıklandığı şekilde 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddesi zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, eğimi %12’den fazla olan taşınmaz bölümleri yönünden taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin uygulanmayacağı, %12’den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğu, muhafaza makilerinin 5653 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun'un (5653 sayılı Kanun)
Kanunun 1 inci maddesi ile değişik 3116 sayılı Kanun'un 1/e maddesinin istisnasını teşkil ettiği, aynı maddenin son fıkrası gereğince Devlet ormanı olarak kabulü gerekeceği, yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak eğimin % 12’yi aştığı yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceği gözetilmeli, taşınmazın yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli; toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre 3573 sayılı Kanun'un 2 vd. maddeleri ve 6831 sayılı Kanunun 1/H ve 1/I maddelerindeki yasal düzenlenmelerde dikkate alınarak karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazların öncesinin eski tarihli gizli memleket haritalarında yapraklı ve maki formunda ağaç, ağaççık ve çalılıktan oluşan kapalı orman sayılan alana isabet ettiğinin belirlendiği, 2002 tarihli orman amenajman haritasında (BMDy) rumuzu ile gösterilen bozuk meşe ve diğer yapraklı orman meşcere sınırları içerisinde kaldığı, orman kadastro haritasında (A), (B), (C) alanlarının orman sayılan alan içerisinde; (K) harfli alanın ise 2/B sahası içerisinde kaldığının tespit edildiği, davacının 3573 sayılı Kanun'un 2 nci ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanıp dayanmadığı araştırıldığında bu konuda davacının başvurusunun bulunmadığının belirlendiği, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre dava konusu taşınmazların orman sayılan alan olduğu, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar ile ilgisinin bulunmadığının saptandığı, sonuç olarak dava konusu (A) ve (K) ile gösterilen taşınmazların evveliyatının maki niteliğinde yapraklı ağaç, ağaççık ve çalılardan oluşan orman bütünlüğü içerisinde yer aldığı, bu orman özelliğini 1980 yıllarının sonlarında kısmen kaybetmeye başladığı, zaman zaman da üzerindeki orman diri örtüsünün azaldığı, taşınmazın bazı kısımlarındaki yabani melengiç ağaçlarına fıstık aşılandığı ve taşınmazın bazı kısımlarının fıstık bahçesi haline getirildiği, son yıllarda taşınmazın bazı kısımlarına meyve fidanları ile bağ çubukları dikildiği ve meyve bahçesi haline getirildiği, taşınmazın bazı kısımlarında münferit halde de olsa orman ağaç, ağaççık ve çalıları bulunduğu, yer yerde taşlı yapıda hali arazi şeklinde olduğu, dava konusu (B) ile gösterilen taşınmazın evveliyatının maki niteliğinde yapraklı ağaç, ağaççık ve çalılardan oluşan orman bütünlüğü içerisinde yer aldığı, bu orman özelliğini 1980 yıllarından sonra kısmen kaybetmeye başladığı, zaman zaman da üzerindeki orman diri örtüsünün azaldığı, taşınmazın bazı kısımlarındaki yabani melengiç ağaçlarına fıstık aşılandığı ve taşınmazın bazı kısımlarının fıstık bahçesi haline getirildiği, taşınmazın bazı kısımlarında münferit halde de olsa orman ağaç, ağaççık ve çalıları bulunduğu, yer yerde taşlı yapıda hali arazi şeklinde olduğu, dava konusu (C) ile gösterilen taşınmazın evveliyatının maki niteliğinde yapraklı ağaç, ağaççık ve çalılardan oluşan orman bütünlüğü içerisinde yer aldığı, sadece münferit halde birkaç yabani melengiç ağaçlarına fıstık aşılandığı, ancak orman özelliğini günümüze kadar devam ettirdiğinin anlaşıldığı, davaya konu (A), (B), (C) ve (K) ile gösterilen taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1 inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunun orman bilirkişilerince tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlendiği ve her ne kadar davacı zilyetliğe dayanmış ve mahalli bilirkişi ve tanıkları tarafından zilyetlik hususu doğrulanmış ise de tapu veya zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu hukuki gerçeği karşısında davacının iddiasının dinlenemeyeceği; (K) harfi yönünden ise davalı ... İşletme Şefliği 10.06.2022 tarihli asli müdahale dilekçesi ile 2/B kapsamında kalan bu alanın orman sayılan yerlerden olması nedeniyle Orman Kadastro Komisyonu tarafından 30.05.2011 tarihinde ilana çıkan 2/B çalışması ile orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptaline, taşınmazın orman vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiş ise de 2013/58 Esas sayılı dosyada (K) harfi ile gösterilen taşınmazın 2/B maddesi kapsamında orman sınırı dışına çıkarıldığı şekliyle bırakılmasına dair 02.02.2016 tarihinde verilen kararın 15.03.2016 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, davacının ise 10.03.2016 tarihli temyiz dilekçesi içeriğinde yalnızca (A), (B) ve (C) harflerini temyiz ettiğini bildirdiği, davalının herhangi bir temyizinin ya da askı ilan süresi içerisinde açılmış bir davasının bulunmadığı anlaşıldığından; davacı ...'ın açtığı davanın reddine, fen bilirkişisi ... ...'in 22.03.2022 tarihli raporunda (A), (B), (C) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazların tespitte olduğu gibi orman sınırları içerisinde bırakılmasına, (K) harfi ile gösterilen kısımla ilgili mahkemenin 2013/58 Esas sayılı dosyası ile karar verildiğinden ve davacı ...'ın temyizinin (A), (B), (C) harflerine ilişkin olması nedeniyle (K) harfi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, (K) harfi ile ilgili müdahil Orman İşletme Şefliğinin müdahale talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin Besni Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.