Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazda vekil edeninin de hissesi olduğunu, davalının taşınmazı işgal ettiğini belirterek, 13.11.2010-14.03.2012 tarihleri arasındaki dönem için 56.480,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 25.03.2016 tarihli dilekçeyle talep miktarını 57.553,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 13.11.2010-31.12.2010 dönemi için 5.029,00 TL, 01.01.2011-31.12.2011 dönemi için 42.840,00 TL, 01.01.2012-14.03.2012 dönemi için 9.733,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; eldeki dosyada davacı tarafından Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/399 Esas sayılı dava dosyasında ikame edilen 02.12.2004- 12.11.2010 dönemlerine ilişkin ecrimisil bedelinin tespiti istemli davada, taşınmazın 2010 yılı aylık m2/TL bedeli olarak belirlenen 3,21 TL kira bedeli üzerinden hesaplanan ecrimisile karar verildiği ve kararın kesinleşmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da kesinleşmeyen kararda kabul edilen aylık kira bedeli dikkate alınarak ecrimisil hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Hal böyle olunca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alınan Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/399 E.- 2015/306 K. sayılı kararının kesinleşmediği anlaşıldığından ilgili dava dosyasının sonucunun HMK'nin 165. maddesi gereğince bekletici mesele yapılarak kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleştikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi