Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın müdahalenin önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, davalının taşınmazı satarken boşaltacağını söylemesine rağmen boşaltmadığını belirterek, müdahalenin önlenmesini ve 13.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın müdahalenin önlenmesi talebi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden kısmen kabulüyle, 7.782,50 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır.
Somut olayda, davacının dava konusu 97 nolu bağımsız bölümü davalıdan 20.06.2013 tarihinde satın aldığı, davacının davalıya gönderdiği 06.03.2014 tarihli noter ihtarnamesinde "eski mal sahibinin taşınmazı 2 ay içinde boşaltacağını şifai olarak taahhüt ettiğini, geçen sürede taşınmazı boşaltmadığını'' belirttiği, mahkemece, taşınmazın edinme tarihinden itibaren hesaplanan ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır. Tarafların beyanlarına ve ihtarnameye göre, davacının taşınmazın edinme tarihinden itibaren 2 ay süreyle davalının taşınmazı kullanılmasına muvafakat ettiğinin kabulü gerekir. Ancak muvafakat sona erdikten sonra davalı kötüniyetli duruma düşeceğinden ecrimisilden de muvafakatın sona erdiği tarihten itiberen sorumlu olacağı açıktır. Tüm bu açıklamalara göre, mahkemece, davacının taşınmazın edinme tarihinden itiberen 2 ay süreyle davalının taşınmazı kullanmasına muvafakat ettiğinden, muvafakatının kalktığı 20.08.2013 tarihinden itiberen hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.