Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklardan ....ı haklarında verilen 08/07/2010 günlü hükümlerin Yüksek 4. Ceza Dairesinin 07/02/2013 gün ve 2012/2452 Esas, 2013/3306 Karar sayılı ilamı ile bozularak ortadan kalktığı, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sonucu bu sanıklar yönünden hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, adı geçen sanıklar hakkında bahse konu suçtan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Tebliğnamede hakkındaki ölüm nedeniyle düşme kararının onanması talep edilen sanık ...hakkında verilen 08/07/2010 tarihli düşme kararına yönelik temyiz talebi bulunmadığı gibi temyize konu hükümde bu sanıkla ilgili bir hüküm kurulmadığı da gözetilerek yapılan incelemede;
Anayasanın 141/3,5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230/1 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararının sanıkları, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler sonucunda mahkemenin ulaştığı kanaatin, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması kurallarına da uyulmak, ayrıca dava zamanaşımı süresinin hesaplanması bakımından suç tarihinin belirlenmesi gerektiği gözetilerek tefecilik suçunda suç tarihinin kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarih olduğu nazara alınarak, sanığın kazanç elde etmek amacıyla hangi tarihte kime ne kadar borç para verdiğinin belirlenmesi suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 tarih ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 gün olarak tayin edilmesi,
Sanığın lehe hükümlerin uygulanması talebi karşısında, adli para cezasının taksitlendirilmesi hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, sanık müdafi ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.