Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 26/11/2006 tarihinde davalı şirkette muhasebeci olarak çalışmaya başladığını, ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş akdinin 07/06/2013 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ile yapılan noter masrafının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacağının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalıya ait işyerinde çalışan davacının tazminat ve alacaklarının belirlenmesine esas ücret taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi son aylık ücretinin net 2500 TL olduğunu ileri sürmüş, yargılama sırasında bilirkişi hesap raporuna itirazında ücretin net 3000 TL olduğunu beyan etmiştir.
Davacı tanığı ... E., davacıdan duyduğu kadarıyla davacının 2500 TL ücret aldığını, diğer davacı tanığı davacının ücretini bilmediğini bildirmiştir. Emsal ücret araştırmasına gelen cevaplarda Sosyal - İş Sendikası dışında ücret bildirimi yapılamamış, Sosyal - İş Sendikası ücretin net 3500 TL olabileceğini açıklamıştır.
Mahkemece davacının ücreti SGK hizmet dökümünde bildirilen brüt 2000 TL kabul edilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Gerek emsal ücret araştırması gerekse davacı tanığının beyanına göre ayrıca davacının yaptığı iş ve kıdemi de gözetilerek davacının aylık ücretinin net 2500 TL olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, eksik belirlenen ücrete göre karar verilmesi hatalıdır.

3-Davacı işçilik alacakları ile birlikte ihtarname bedelinin tahsilini talep etmiştir. İhtarname gideri, yargılama giderlerindendir (HMK m.323/1-ç). Bu itibarla, davacının noter ihtarname giderinin HMK'nın 323/1-ç. maddesi uyarınca yargılama giderlerine katılarak hüküm kurulması gerekir. Ne var ki karar yerinde davacının yaptığı yargılama masraflarının ne kadarının harç ne kadarının diğer masraflar olduğu açıklanmadığından ihtarname giderinin yargılama masrafları içine katılıp katılmadığı denetlenememektedir. Mahkemece, hükmolunan yargılama giderlerinin denetime elverişli olarak karar yerinde açıklanmaması hatalıdır.

4-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesi HMK. nun 297/2. maddesine aykırı olup, bu durumun infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 29/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.