Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, davacıların mülkiyetinde olan 477 ada 68 parsel sayılı taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müteahhit fimaya verildiğini karşılıklı edimlerin yerine getirildiğini ve dava konusu 35 nolu bağımsız bölüm davacılara ait olduğu halde davalı tarafından işgal edildiğini, bu nedenle davalının elatmasının önlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin taşınmazı davacıların bilgisi dahilinde yüklenici firmadan satın aldığını, parasının ödendiğini, tapu iptali ve tescil davası açıldığını, bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve takas sözleşmesi gereğince dava konusu yerin davacı arsa sahiplerine ait olması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne 35 nolu bağımsız bölüme davalının müdahalesinin men’ine karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

elatmanın önlenmesi talebine ilişkindir.
Dava, 20.08.2010 tarihinde açılmış olup dosyaya getirilen tapu kaydında dava konusu 35 nolu bağımsız bölümün 13.08.2008 tarihinde kat irtifakı tesisi yoluyla 1/3 hisse ile davacı ... 2/3 hisse ile davacı ... adlarına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından iş bu dava devam ederken 29.03.2011 tarihli celsede dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davası açıldığı bildirilmiş ve 10.05.2016 tarihli ve 17. celseye kadar bu tapu iptal ve tescil davası mahkemece bekletici mesele yapılmışsa da bu ara karardan dönülerek aynı celse Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava konusu edilen 35 nolu taşınmazın davalının eşi ... tarafından müteahhit firmadan satın alındığı belirtildiğinden ... tarafından davacılar ve müteahhit firma aleyhine 01.03.2011 tarihinde Kayseri 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/431 Esas, 2018/205 Karar sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açılmış olup Mahkemece iş bu davanın davacıları ... ve ... aleyhine davanın kabulü ile 35 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptaline karar verilmiştir. Dairemizce 08.10.2020 tarihinde kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulması üzerine verilen cevapta ise dosyanın kesinleşmediği ve istinaf incelemesinde olduğu henüz dönmediği bildirilmiştir.
Bilindiği üzere Yargıtayın ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları; geri dönülmez sonuçlara yol açtığından “kal” talebinin bulunması halinde ancak tapu iptal ve tescil davalarının bekletici mesele yapılabileceği yönündedir.
Somut olaya gelindiğinde; dava elatmanın önlenmesine ilişkin olup kal talebi içermemekteyse de dosyanın geçirdiği süreç, uzun yıllar davalının eşi tarafından açılmış tapu iptali ve tescil davasının beklenmiş ve tapu iptali ve tescil davasında da iş bu dava davacıları aleyhine davanın kabulü yönünden karar verilmiş olması, istinaf aşamasında bulunması göz önüne alındığında, Mahkemece tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılarak kesinleştikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.