Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 10/08/2002-02/01/2013 tarihine kadar 2.700,00 TL ücretle çalıştığını, haftanın 5 günü 09: 00 ile 20: 00-21: 00 saatleri arasında çalıştığını, öğlen arasında yemek molası vermediğini, 12 günlük yıllık izin alacağı bulunduğunu, ikramiye alacakları olduğunu, emekliliği haketmesi nedeni ile iş akdinin haklı nedenle fesh ettiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, emekli sandığı özel ödeneği alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacı 10/08/2002 tarihi itibari ile müvekkil banka ... şubesinde gişe asistanı olarak çalışmaya başladığını, iş akdini tek taraflı olarak fesh ettiğini, ihbar sürecini beklemeden bankadan ayrıldığını, hiçbir alacağının olmadığını, iş akdinin bizzat kendi isteği ile feshettiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının emeklilik koşullarını gerçekleştirdiğinden bahisle işten ayrılmış olmakla birlikte davacı beyanından ve kurum kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının yaş haddini doldurmamış olması nedeniyle fiilen emekli olamadığı, yukarıda belirtilen uygulamadaki iki farklı görüşten ikincisinin Mahkeme tarafından hakkaniyet ilkesine ve ahde vefa ilkesine uygun görüldüğü, zira kişilerin yaptıkları sözleşmeye uygun davranış yükümlülüğü bulunduğu, bir işyerinde iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan bir işçinin emeklilik koşullarını gerçekleştirdiğinden bahisle işten ayrıldıktan sonra emekli olmayarak çalışmasına devam etmesi halinde iş sözleşmesinin esaslı unsurlarından sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve dolayısıyla kanundaki hakkın kötüye kullanıldığının kabulünün zorunlu olduğu, ancak somut olayda olduğu gibi emeklilik koşullarını taşımasına rağmen süre koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle uzunca bir süre çalışmamasının beklenmesi çalışma özgürlüğünün özüne dokunacak şekilde sınırlanması sonucunu doğuracağı ki bunun Anayasamızın 13. maddesine aykırılık teşkil ettiği, netice itibariyle davacının emeklilik amacı ile işten ayrılmış olmasına rağmen ekonomik koşullar nedeniyle yaklaşık 5 ay sonra tekrar çalışmaya başlamasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı kabul gördüğünden davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, davacının geniş anlamda aylık ücreti tanık anlatımları itibariyle belirlenemediği, davacının yaptığı iş itibariyle iddia ettiği gibi 2.700,00 TL almasının olağan olduğu görülmekle bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın kabul edildiği, davacının belirsiz süreli iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle haklı nedenle fesh etmesi karşısında davacının kıdemi itibariyle kıdem tazminatına hak kazandığı, yine davacının kıdemi itibariyle davacının yıllık izine hak kazanmasına rağmen karşılığının kullandırıldığı veya ücretinin ödendiği davalı tarafça usulüne uygun olarak ispat edilememiş olmakla iş bu alacak kaleminin kabulü gerektiği, işçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu, bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta sonu, fazla mesai, milli bayram-genel tatil mesai ücreti ödemesinin yapıldığının varsayıldığı, bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta sonu, fazla mesai, milli bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebileceği, hafta sonu, fazla mesai, milli bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğinde olduğu, ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerektiği, bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemeyeceği, davacının çalıştığı süre boyunca emekli sandığı özel ödeneği alıyor olması karşısında davalı tarafın bunun aksini ispat edememesi nedeniyle bu talebin de kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili, davacının emekli sandığı özel ödeneği alacağı talebinin neye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, bu talebe ilişkin husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Davacının bu talebinin ne olduğu anlaşılamadığından, mahkeme tarafından, davacının emekli sandığı özel ödeneği alacağı talebine ilişkin dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmeli, davacı vekiline HMK’nun 124. maddesine uygun olarak Vakfa husumet yöneltmesi, bu alacak kaleminde tam ve net olarak neyi kastettiğini tereddüte yer bırakmayacak bir şekilde açıklaması, bu talebinin dayanağı olan yasal ve sözleşmesel dayanakları belirtmesi için Mahkeme tarafından kesin süre verilmelidir.
Davacı vekilinin, yukarda belirtilen açıklamaları yapması halinde, taraf teşkili sağlandıktan ve taraf delilleri toplandıktan sonra işin esasına ilişkin yargılama yapılarak esasa dair olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmalıdır.
Davacı vekilinin, yukarda belirtilen açıklamaları yapmaması halinde davanın usulden reddedilmesi gerekir. Zira, hukuki tavzihi Mahkeme yapacak ise de bunun için öncelikle davacının talebini net ve açık şekilde ortaya koyması gerekir.
3-Davacı fesih ihtarında 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 günlük prim ödeme gün sayısını tamamladığını belirtmiştir. Davalı vekili ...’ın bir şubesine yazı yazılarak davacının o yer ile iş ilişkisi olup olmadığı ve başlama tarihi, iş görüşmesi tarihi ve sair bir kısım hususlara ilişkin belge ve bilgilerin celbini istemiştir.
Mahkeme tarafından yapılacak iş, davalı vekilinin belirttiği ... Şubesi’ne müzekkere yazarak davacı ile yapılan iş akti tarihinin ne olduğunun bildirilmesi ve iş aktinin imza tarihini gösteren belgelerin gönderilmesi istenmelidir. Davacının ... ile yaptığı iş aktinin imza tarihi fesih tarihinden önce ise davacının çalışırken başka bir işveren ile hizmet akdi imzalaması sadakat borcuna aykırı olduğundan kıdem tazminatı talebi reddedilmeli, aksi halde kabul edilmelidir.
4-Fazla mesai ücretinin hesaplanmasında hata mevcuttur.
Şöyle ki; davacının 09: 00-19: 30 arasında günde 12,5 saat çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenmesi düşülerek 10 saat haftalık fazla mesai yaptığı kabulü hatalıdır. Zira, 09: 00-19: 30 saatleri arası 12,5 saat değil 10,5 saattir, ara dinlenmesi de 10,5 saatte 1 saat olacaktır. Bu hususlar hesaplamada dikkate alınmalıdır.
Ayrıca, tanıkların kendilerinin çalışma sürelerine göre bildikleri dönem tespit edilerek hesaplama yapılmalıdır. Davacı tanığının bilmediği dönemler için davalı tanığına göre hesaplama yapılmalıdır.
5-Taraflar lehine vekalet ücreti, yargılama gideri de yeniden yapılacak yargılama sonucunda ulaşılacak hükme ve o tarihte geçerli olacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre yeniden ele alınmalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.