İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59/son maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2017 tarihli ve 2015/379 Esas, 2017/387 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2. maddesinin (a) bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.

2.Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 09.10.2019 tarihli ve 2018/662 Esas, 2019/1739 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi, ilk derece mahkemesince gerekli araştırma yapılmadan hukuka aykırı bir şekilde sanığın beraatine karar verildiğine, müvekkiline ödenmesi gereken miktarın gecikmeli ve eksik olarak ödendiğine, salt bilirkişi raporuna dayanılarak beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğuna, temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerektiğine,
Sanık müdafiinin temyiz istemi, istinaf aşamasında duruşmaya katılıp müvekkili ile birlikte gerekli savunmaları yapmasına ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine rağmen vekalet ücretine hükmedilmediğine,
İlişkindir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve atılı suçtan beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesinin (h) bendi gereği hüküm fıkrasına; “Hakkında beraat hükmü kurulan sanık kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 2.725,00 TL maktu avukatlık ücretinin Hâzineden alınarak sanığa verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.