Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı, davalı ile aralarındaki boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik birliği içerisinde davalının bir çok mal edindiğini ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesine ve 10.000 TL katılma alacağına karar verilmesini istemiştir.
Davalı yetki itirazında bulunup davacının da çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının yerleşim yerinde davanın açılması gerektiğinden bahisle yetkisizliğe dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, mal rejiminin tasfiyesi ile katılma alacağı isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının, 13.02.2015 havale tarihli dilekçe ile Aile Mahkemesi sıfatı ile eldeki davayı açtığı, Mahkemenin 2014/423 Esas sayılı dava dosyası ile taraflar arasındaki boşanma davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve TMK'nin 214/2. maddesinde yazılı olduğu üzere taraflar arasındaki boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesine yönelik davada da yetkilidir.
Somut olayda, taraflar arasında, Mahkemenin 2014/423 Esas sayılı dosyası ile görülen boşanma davasının bulunduğu açıktır.
Hal böyle olunca, boşanma davası kesinleştikten sonra işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.