1)İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli ve 2017/432 Esas, 2018/262 sayılı Kararı ile; sanıklardan ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet, ... hakkında atılı suçtan beraat,
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 09.05.2019 tarihli ve 2019/714 Esas, 2019/1225 sayılı Kararı ile; sanıklardan ... hakkında istinaf başvurusunun esastan reddi,... hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak basit zimmet suçundan mahkûmiyet.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hâk ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2017 tarihli ve 2017/84465 Soruşturma, 2017/17320 Esas, 2017/2847 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zimmet suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2017 tarihli ve 2017/220 Esas, 2017/179 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247. maddesinin birinci fıkrası ve 53. maddesi uyarınca yargılamalarının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine göre son soruşturmanın İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.06.2018 tarihli ve 2017/432 Esas, 2018/262 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında zimmet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine, ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinin ikinci fıkrası, 62,50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Sanık ... müdafii ile katılanlar vekillerinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2019/714 Esas, 2019/1225 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanık ...'ın basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinin birinci fıkrası ve 62. maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hâk yoksunluklarına, sanık ... hakkındaki beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun ise esastan reddine hükmolunmuştur.
Katılan ... vekilinin temyiz istemi, sanıkların zimmet suçundan ayrı ayrı cezalandırılması ile sanık ... açısından alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiğine, Hazinenin katılan sıfatı bulunmadığından lehine vekâlet ücreti hükmedilemeyeceğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar sebebiyle hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan ... vekili temyiz dilekçesinde, sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Sanık ...'nun temyiz istemi, tanıklarının dinlenmediğine, katılan ... annesi ile arasındaki husumetin dikkate alınmadığına, bölge adliye mahkemesince fiilin zimmet olarak nitelendirilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığına yöneliktir.
A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaatine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan ... arasındaki vekâlet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
1. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2019/714 Esas, 2019/1225 sayılı Kararında katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2019/714 Esas, 2019/1225 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesinin ikinci fıkrası gereği yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.