Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesi 02.06.2016 tarihli 2015/631 Esas, 2016/352 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına, ilişkindir.
1.Sanığın Kocaeli Üniversite Hastanesi'nde taşeron firmada işçi olarak çalıştığı, müştekilerin de aynı hastanede doktor oldukları, sanığın arkadaşı olan ...'ün özürlü raporu almak amacıyla suç tarihinde hastaneye müracaat ettiği, tek tek müşteki doktorların muayenesinden geçtiği, şüphelinin düzenlenen rapora müştekilerin imzalarını taklit etmek suretiyle müştekiler adına sahte olarak imzaladığı, rapora yüzde 46 özürlüdür ibaresini ekleyerek ...'e verdiği, iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında, ...'ün arkadaşı olduğunu, çalışmış olduğu hastaneye gelerek rapor almak istediğini kendisine söylediğini, arkadaşının işinin acil olması nedeniyle rapor çıktıktan sonra müşteki doktorların ismi altına müştekilerin imzalarını taklit ederek raporu imzaladığını, mühür bastığını, sahte rapordaki yüzde 46 özürlüdür ibaresini kendisinin yazmadığını, beyan etmiştir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün raporuna göre, raporda müştekiler ismi altındaki imzaların müştekilerin eli ürünü olmadığı ve takliden sahte olarak atılmış imzalar olduğu tespit edilmiştir.
4. Yapılan yargılama sonunda gerekçeleri açıklanarak sanığın alt sınırdan cezalandırılmasına, takdiri indirim uygulanmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin temyiz incelemesine konu hüküm kurulmuştur.
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesi 02.06.2016 tarihli 2015/631 Esas, 2016/352 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.