Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... ilçesi ... Köyünde hükmen tescil harici bırakılan 591 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre davacı adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/5491-2020/195 sayılı kararıyla; "Orman İdaresi ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi, ... Tapulama Mahkemesinin 1975/38- 1976/14 sayılı kararı ile orman vasfı ile tescil harici bırakılan 591 parsel numaralı taşınmazın dava konusu taşınmaz ile aynı yer olup olmadığı, eski mahkeme kararındaki tarafların işbu davadaki davacı ile aynı kişi olup olmadığı mirasçılık ilişkisi ve neticede davacıyı bağlayıp bağlamayacağının değerlendirilmesi, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritalarının bulunduğu yerlerden istenmesi, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıklarının saptanması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; taşınmazda kısmen davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 591 parselde, 01.04.2021 havale tarihli harita mühendisi tarafından hazırlanan ve bu raporda koordinatları ile belirtilen alanın orman olduğu tespit edilen O1 ve O2 alanlarının dışında kalan kısmının (anılan rapordaki koordinatlar uyarınca) davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, Orman İdaresi, ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Öncelikle yörede dava tarihinden sonra 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılıp 12.09.2018 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunun eldeki dava sebebiyle davalı hale geldiği ve kesinleşmediği gözetilmemiş, davacının babasının veya dedesinin taşınmazın satın aldığı kişiler belirlenerek bu kişiler ile ... Tapulama Mahkemesinin 1975/38- 1976/14 sayılı kararının başlığında adı geçen kişiler arasında akdi ve ırsi irtibat olup olmadığı usulünce araştırılmamış, ilk keşifte davacı tarafından gösterilen taşınmaz bölümü ile bozma sonrası yapılan keşifte davacı tarafından gösterilen taşınmaz bölümünün aynı yer olup olmadığı ve yüzölçümlerinin aynı olup olmadığı hususuna dikkat edilmemiş ve bu suretle eksik araştırma ve inceleme sonucu infaza elverişsiz ve hatalı hüküm kurulmuştur.
O halde, Mahkemece öncelikle yörede dava tarihinden sonra 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 12.09.2018 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunun eldeki dava sebebiyle davalı hale geldiği ve kesinleşmediği gözetilerek davacının tescil talebine yönelik davası elde tutularak orman kadastrosuna itiraza ilişkin davası hakkında kadastro mahkemesine görevsizlik kararı verilmeli, kadastro mahkemesince orman kadastrosuna itiraza ilişkin davanın çözümlenmesi ve kararın kesinleşmesi beklenmeli, kadastro mahkemesince orman sınırları içine alınmasına karar verilen taşınmaz bölümleri olur ise bu bölümler yönünden davalı idarelerin 4721 sayılı Kanun'un 713/6 ncı maddesi uyarınca karşı tescil talepleri olup olmadığı hususuna da dikkat edilmek suretiyle tescile dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Kadastro Mahkemesince orman sınırları dışında bırakılan taşınmaz bölümleri olur ise, bu bölümler yönünden, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı araştırılmalı, ilk keşifte davacı tarafından gösterilen taşınmaz bölümü ile bozma sonrası yapılan keşifte davacı tarafından gösterilen taşınmaz bölümünün aynı yer olup olmadığı ve yüzölçümlerinin aynı olup olmadığı hususuna da dikkat edilmek suretiyle müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklattırılıp bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ilk keşifte taşınmazın ... tarafından...'ndan satın alındığı ve ondan da davacıya kaldığının beyan edilmesi, ikinci keşifte taşınmazın dedesi ... ... tarafından...'ndan satın alındığının beyan edilmesi karşısında, nüfus kayıtları getirtilmek ve mahalli bilirkişiler ve tanıklara etraflıca sorulmak suretiyle davacının babasının taşınmazın satın aldığı belirtilen... ile ... Tapulama Mahkemesinin 1975/38-1976/14 sayılı kararının başlığında adı geçen kişiler arasında akdi ve ırsı irtibat bulunup bulunmadığı ve ... ile ... ... ve mezkur mahkeme kararının başlığında adı geçen ... ve ... ... arasında akdi ve ırsi irtibat bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, kesin hükmü bertaraf etmeye yönelik yanlış beyanlara itibar edilmemesi gerektiği gözetilmeli, söz konusu mahkeme kararının davacı aleyhine kesin hüküm teşkil ettiği belirlenir ise kesin hükmün sonuçları değerlendirilmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına ve davalı ... Başkanlığına ayrı ayrı iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.