Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili ile davalı arasında 2007 yılında ilişki başladığını, aralarında imam nikahı olduğunu, davalının resmi nikaha yanaşmadığını hatta birliktelik sırasında başka bir şahısla ilişkiye başladığını ve çocuğu olduğunu, davacının, maddi anlamda davalıya destek olduğunu, müşterek çocuk olması için davacının dört kere ameliyat olduğunu, davalı sigorta yaptırmadığından yeşil kart ile hastane işlemlerini yaptırabildiğini, resmi nikah yapmayan davalının, davacının kendisini bırakması halinde davacı ve kardeşini öldürmekle tehdit ettiğini, haksız fiil nedeni ile davacının maddi ve manevi olarak tüketildiğini, onurunun kırıldığını belirtip, duyduğu elem ve ızdırap nedeni ile 300.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalı arasında süreklilik arz eden bir ilişki olmadığı, evlenme vaadinde bulunulmadığı, çocuk sahibi olunması gibi bir planın olmadığı, davalının maddi durumunun iyi olduğu, davacının bar ve içkili restoranta konsomatris olarak çalıştığı, 2007 ve 2011 tarihleri arasında davacı ve davalı arasında gündelik kısa süreli bir arkadaşlık yaşandığı, davacının yaşam tarzı ve aynı dönem içinde başka şahıslarla birliktelik yaşaması nedeni ile davalının 2012 yılından itibaren davacı ile görüşmediği, davacının K.T. İsimli şahısla 2012 yılından itibaren ilişkisi olduğu ve davalıdan sürekli para talebinde bulunduğu, alamayınca dava yoluna başvurduğunu belirterek zenginleşme amacı taşıyan davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı arasındaki ilişkinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu anlamında hukuk alanında tanınan bir evlilik olmadığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ve özellikle haksız fiil hükümlerine göre uyuşmazlığın değerlendirileceği, 1977 doğumlu 39 yaşında olan davacının reşit olduğu ve resmi nikah olmaksızın yaşanan birlikteliğin sonuçlarını kavrayabilecek durumda olduğu, tanık beyanlarına göre tarafların 9-10 yıl birlikte yaşadıklarının anlaşıldığı, bu süre dikkate alındığında ise evlilik vaadi ile oyalandığından bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının yerinde olmadığını, delillerin yeterli değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın tehditten kaynaklanan haksız eylemler ile resmi şekilde yapılmayan evlilik birlikteliğinin bozulmasından kaynaklı manevi tazminat isteğine ilişkin olduğu, tanık beyanlarında sadece davacı tanığı Selda'nın davalının eşi ile birlikte davacıyı tehdit ettiğini beyan ettiği, başkaca delil olmadığı, tanığın da davacının kardeşi olduğu, bu durumda davalının, davacıyı ölümle tehdit ettiğinin ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir.
evlilik vaadinin yerine getirilmemesi nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 56 ncı maddeleri.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacının yaşı, davalı ile aralarındaki ilişki süresi ve tanık beyanları dikkate alındığında davalının evlilik vaadi ile davacıyı oyaladığının ispat edilememiş olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.