Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, müvekkilerinin 143 ada, 33 ve 1 parselin malikleri, ayrıca komşu 143 ada 31 parselde tarafların birlikte hissedar olduklarını, 143 ada 31 nolu müşterek parselin etrafının davalılarca sarıldığını, bu parselin ve bu parsel üzerinden ulaşımı sağlanan 143 ada 33 parselin yıllardır izin alınmadan davalılar tarafından kullanıldığını, müşterek parsel üzerinde bulunan ve davalı ... tarafından yapılan evin müvekkillerinin maliki olduğu 33 parsele taşırıldığını, 143 ada 1 parselin bir kısmını da kendi parsellerine kattığı ve kullanılmaya devam ettiklerini, davalıların haksız müdahalesinin men'ine, 143 ada 31 parsele etrafına çekilen çinko ve teller ile kötü niyetli olarak taşırılan evin taşan kısmının kal'ine ve taşınmazın eski hale getirilmesine, haksız kullanım nedeniyle geriye dönük 5 yıllık ecrimisil bedelinin yasal faizi ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın 40 yıl önce 3 kardeş hissedar arasında fiilen taksim edildiğini ve 40-50 yıldır bu şekilde kullanıldığını, herkesin bu taksime uygun olarak yerini kullandığını ve kendi yerinde ev yaptığını, tecavüzlü evin gerçekte babaları ...'a ait olduğunu, yapılacak keşifte belirleneceği üzere babalarına ait 143 ada 34 parselden 388 m2 yer davacıların babası ...'e verildiğini, buna karşılık 143 ada 33 parselin babalarına kaldığını, 40 yıldır da bu şekilde kullanıldığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu 143 ada 31 parsel sayılı taşınmazı davalılarca çinko ile sararak davacıların geçiş hakkını kısıtladıkları, davacılara ait 143 ada 33 parsel sayılı taşınmazı izin almadan kullandıkları ve haksız müdahalede bulundukları, 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını kendi taşınmazlarına katmak suretiyle kullandıkları gerekçesiyle davalıların davaya konu 143 ada 1,143 ada 33 ve 143 ada 31 nolu parsellere vaki müdahalelerin men'i ile 143 ada 31 nolu parsel üzerindeki çinkoların kaldırılması ve 143 ada 1 nolu parsel için 368,09 TL, 143 ada 31 parsel için 4.606,57 TL ve 143 ada 33 nolu parsel için 7.772,20 TL ecrimisil bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalılardan alınarak hisseleri oranında davacılara verilmesine dair karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava elatmanın önlenmesi, kal, eski hale getirme ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Elatmanın önlenmesi istemine ilişkin davalıların temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesinde “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gereklidir.
Ne var ki; mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece, davacı tarafça el atıldığı iddia edilen yerlerin tespiti için yerinde keşif yapılmış ve krokili fen raporu tanzim edilmiş ve hükme esas alınan rapora atıf yapılmaksızın ve kararın eki yapıldığı belirtilmeksizin davalıların haksız olarak yapmış olduğu müdahalenin men'ine karar verilmiştir. Karar içeriğinden müdahalenin men'ine karar verilen kısmın neresi olduğu, bahse konu tecavüzün nerede başlayıp nerede bittiği, hangi kısımdan hangi davalının ne miktarda sorumlu tutulduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, hükümde müdahalenin meni'ne karar verilen yere ilişkin olarak açıklık sağlanması, fen bilirkişi raporu harflendirilerek rapora atıf yapılarak hükmün denetime ve infaza açık hale getirilmesi gerekirken bu hususların göz ardı edilmesi doğru olmamıştır.
3.Ecrimisil yönünden davalıların temyiz isteminin incelenmesinde;
a) 143 ada 33 nolu parsel yönünden,
Dosya kapsamı ve tanık anlatımlarından dava konusu taşınmazın 1982 yılında taraflar adına tespit gördüğü ve parsel içinde yer alan taşkın binanın ise 1990 yılında inşa edildiği, davacıların murisi tarafından bu yapıya herhangi bir itirazının olmadığı başka bir deyişle bu yapının taşınmazına taşmasına muvafakat ettiği anlaşıldığına göre üçüncü kişi konumunda davacılar murisin ölüm tarihinden dava tarihine kadarki dönem için ecrimisil talep edebilirler. Bu nedenle murisin ölüm tarihi olan 25.04.2014 ile dava tarihi arasındaki dönem için tecavüz edilen yerin tarla vasfı ve tecavüzlü alan esas alınarak ürün gelir yöntemine göre hesaplama yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre ecrimisil talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözardı edilerek arsa vasfı değerlendirmesi ile taşınmazın tamamı için ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
b) 143 ada 31 nolu parsel yönünden,
Dava konusu 31 nolu parselde taraflar paydaş konumundadırlar. Dosyadaki tanık anlatımlarından davacıların murisinin bu parsel üzerindeki fen bilirkişi raporunda D harfi ile gösterilen evi kullandığı ve ölüm tarihine kadar bu evin kullanımının devam ettiği anlaşılmaktadır.Murisin ölümünden sonra söz konusu parselin etrafının duvar örülmek suretiyle davacıların bu parsele girmelerinin engellendiği ve evi kullanamadıkları anlaşıldığına göre fen bilirkişi raporunda D harfi ile gösterilen ev için kira geliri üzerinden hesaplama yöntemi dikkate alınarak taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre ve sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle davacıların murisinin ölüm tarihinden dava tarihine kadarki dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi gerekirken 31 nolu parselin tamamı üzerinden bu ilkeler göz ardı edilerek ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.