Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 10.920,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; alınan raporun yetersiz olduğuna, ceza miktarının yüksek olduğuna, şikayet yokluğundan düşme verilmesi gerektiğine, uzlaşma hükümlerinin uygulanmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, vesaire ilişkindir.

Şikayetçinin öğretim görevlisi olarak çalıştığı, öğrenci olan şüphelinin Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde " .... asosyalleşmiş bir geri zekalıdır. Birde öğrencilere öğretmen olacak gözü karalaşmış, hayvanlaşmış aptal Türkler”,”siz kürtlere hakkını vermeyeceksiniz değilmi. güzel dilden de anlamıyorsunuz.bu yapılanları hiç bir zaman unutmayacağız, savaş istiyorsanız bekleyin biz savaşla zorla hakkımızı alacağız, siz istediniz biz yeterince sabrımızı gösterdik. BUNDAN SONRA HAKKIMIZI ZORLA ALACAĞIZ, .... senin karında güzel, onuda s....., (a... verir bana benden iyisini mi bulacak KARIN), .... senin annen var mı onun a..... da güzeldir ha.ahh onu bir s.... " içerikli mesajlar yazdığı, aynı okulda öğrenci olması nedeniyle şikayetçi ...'nin karşı çıktığı ve bu tip söylemlerin yakışmadığı içerikli yazılar yazdığı, bunun üzerine şüphelinin ....'ye hitabende " .... bilip bilmeden de yazma, önce bilgiye sahip ol sonra konuş tamam mı CANIM KARIM, yapıyorum işte, sen çık aradan karıcığım, hayatım, ben değil,biz savaş çıkartacağız, özellikle senin ananı ve kız kardeşini ben s..... o.... çocuğu " yazdığı iddiasıyla açılan davada sanığın atılı hakaret suçunu işlediği kabul olunmuştur.

A. Sanığın Temyiz Nedenleri Yönünden
Katılanların beyanı,mesaj görüntü çıktısı, sanık ikrarı ile anlaşılacağı üzere sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde ve Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülememiştir.

B. Sair Yönlerden Yapılan İncelemede
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1.Hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren, 7188 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağının hüküm altına alındığı, somut olayda, uzlaşma kapsamında bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 125 incı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen suçun katılan ....'na yönelik işlendiği, aynı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrasındaki suçun ise katılan ....'na yönelik işlendiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi gereğince sanık hakkında katılan ....'na yönelik hakaret suçundan usulünce uzlaştırma işlemleri yerine getirilerek, sonucuna göre hakaret suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

2.Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması,

3.Paylaşımın yapıldığı Facebook hesabının herkese açık olup olmadığı araştırılıp sonuca göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,

4. Hakaret, suçunun aleni olarak işlenmediğinin kabulü halinde; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden

Karar hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.