Direnme
Yerel Mahkemenin, yukarıda tarih ve numarası yazılı kararı ile Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 12.11.2019 tarihli ve 2018/2631 Esas, 2019/16047 Karar sayılı bozma ilamına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun'un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yerel Mahkemenin 26.02.2015 tarihli kararıyla, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
2.Kararın sanık tarafından temyizi üzerine incelemeyi yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 12.11.2019 tarihli ilamı ile iddianameye konu sözlerin hakaret suçunu oluşturmadığı, sözlerin katılanın ..., şeref ve saygınlığını rencide edecek boyutta olmadığı, kabule göre de, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden neden hapis cezasının tercih edildiği, sanık hakkındaki cezanın ertelenmeme gerekçesinin kararda gösterilmediği, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanma olanağının kalmadığı, gerekçeleriyle bozmaya hükmedilmiştir.
3.Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada Yerel Mahkeme, yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile iddianameye konu edilen sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi, hakaret suçunun oluşmadığına, seçenek ceza olarak adli para cezasına hükmedilmesine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.
Sanığın, doktor olan katılana yönelik sarf ettiği "...yüzünüz, gözünüz oynuyor, menopozlu kadın..." biçimindeki sözlerinden dolayı açılan davada Mahkeme, sanığın hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Suça konu edilen sözlerin, katılanın ..., şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı, olayın oluş şekli, söylendiği bağlam, gelişim süreci ile söyleniş biçimi birlikte değerlendirildiğinde, isnat edilen sözlerin muhatabını rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı sözler olduğu ve hakaret suçunu oluşturmadığı anlaşılmakla, direnme kararı yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin, yukarıda tarih ve numarası yazılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 12.11.2019 tarihli ve 2018/2631 Esas, 2019/16047 Karar sayılı bozma ilamının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.