Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2015/490 Esas, 2016/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekili, sanığın cezalandırılması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı olarak verilen beraat kararını temyiz etmiştir.

Suç tarihinde, sanığın katılan ile irtibata geçerek Arnavutköy İlçesi 1045 Parselde yer alan 23.500 metrekare yüzölçümlü tarlanın sahibi olduğunu ve bu tarlayı satmak istediğini söyleyerek müştekiyi kendisinin belirtilen arazinin sahibi olduğunu gösteren tapu fotokopisini katılana gösterdiği, katılanın söz konusu taşınmazı almaya karar verdiği ve sanık ile aralarında sözleşme yaptıkları, katılanın sanığa, satış bedeline mahsuben 50.000 TL nakit ödeme yaptığı, kalan bedelin tapu devri sırasında ödenmesinin kararlaştırıldığı, sonrasında katılanın tapu sicil müdürlüğüne gittiğinde sanığın söz konusu taşınmazın maliki olmadığını öğrendiği, sanığın katılana parayı iade edeceğini söylemesine rağmen iade etmediği, Arnavutköy Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta şikayete konu arazinin 1985 yılından itibaren mera olarak sınırlandırıldığının belirtildiği, sanığın başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ederek, katılana, kendisine ait olmayan araziyi sattığı ve katılandan aldığı 50.000 TL'yi iade etmediği, bu şekilde hileli hareketler ile haksız menfaat temin ettiği iddia edilen olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla beraat hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2015/490 Esas, 2016/371 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.