B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1,50/4-1,52/2-4,53/6.maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin kararının, sanık ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.02.2020 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1,50/4-1,52/2-4,53/6.maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar vekilinin temyiz istemi hakkında hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılanlar vekilinin temyiz isteği; kusur tespitine, sanığın tam kusurlu olduğuna, alt sınırdan ceza verilmesi ve indirim uygulanmasının yerinde olmadığına, sanığın sürücü belgesinin daha uzun süre ile geri alınmasına karar verilmesi gerektiğine, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü, saat 08: 40 sıralarında, meskun mahal dışında, bölünmüş tek yönlü iki şeritli, asfalt kaplama yolda, sanık sevk ve idaresindeki otomobili ile Afyonkarahisar istikametinden Dinar istikametine seyri sırasında geldiği kavşakta, yine aynı istikamette ve önünde seyreden sürücü belgesiz ...'nın sevk ve idaresindeki motosiklet ile birden direksiyonu kırarak şerit değiştirmesi ile otomobilini durdurmadığı ve ölenin kullandığı motosiklete arkadan çarpması sonucu, ...‘nın "trafik kazası ile husulü mümkün künt kafa ve genel beden travmasına bağlı, beyin kanaması ve komplikasyonların sonucu" öldüğünün belirlendiği, sanığın idaresindeki otomobiliyle gündüz vakti meskun mahal dışındaki, bölünmüş yolun sağ şeritinde, seyri sırasında geldiği olay mahallinde aynı istikamete ön ilerisinde bölünmüş yolun emniyet şeridinden seyreden motosikletlinin, ani, kontrolsüz ve kurallara aykırı biçimde doğrultu değiştirip sola manevra yapan ve uyarıda bulunmadığı sürücü kullanımındaki motosiklete aracının ön tarafını çarpmasıyla meydana gelen kazada tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edilerek taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin kararın, sanık ile katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.02.2020 tarihli ilâmıyla;

"...UYAP kayıtlarına göre 10.09.2015 olan karar tarihinde Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, 03.03.2015 tarihinde savunmasının alınması sırasında duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve hükmün tefhim olunduğu oturumda hazır edilmeden veya SEGBİS sistemi kullanılmadan, yokluğunda yargılama yapılarak hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanığın savunmasının alındığı ve sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1,50/4-1,52/2-4,53/6.maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.