Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sarıgöl Cumhuriyet Başsavcılığının 03.08.2015 tarihli ve 2015/222 Esas sayılı iddianamesiyle, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/263 Esas, 2016/241 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.05.2021 tarihli ve 15-2016/314332 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği; nikahsız yaşamanın kanunlarımıza göre suç olmadığına, katılanın resmi olarak evli olsa da evlilik vaadiyle dolandırıcılık suçunun mağduru olabileceğine, ilişkindir.
Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği; katılanın resmi nikahlı evli olmasının suçun oluşmasına etki etmeyeceğine, katılan ile sanık ... arasında dini nikah kıyıldığına bunun üzerine katılanın sanıklara para verdiğine, sanıkların üzerlerine atılı suçun sübuta erdiğine, ilişkindir.
1. Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanıklardan ...'in sorgusunun yapıldığı 16.02.2016 tarihi olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/263 Esas, 2016/241 Karar sayılı kararına yönelik O yer Cumhuriyet Savcısının ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.