Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin yanıltıcı şekilde 15 gün olarak belirtilmiş olduğu gözetilerek temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.02.2013 tarihli ve 2012/750 Esas, 2013/77 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis, 100,00 TL adli para cezasına, hak yoksunluklarına ve ertelenmesine hükmedilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 29.12.2016 tarihli ve 2015/12307 Esas, 2016/11295 Karar sayılı kararı ile "Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaşma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması"

gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2017 tarihli ve 2017/29 Esas, 2017/605 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis, 1.240,00 TL adli para cezasına, hak yoksunluklarına ve ertelenmesine hükmedilmiştir.

1. Katılanın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

2. Sanığın temyiz isteği; atılı suç sebebiyle ceza zamanaşımı süresinin dolduğuna, suçun maddi, manevi unsurlarının oluşmadığına, şartları oluştuğu halde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmadığına, iddianamenin kabul kararı ile eklerinin ve sonradan toplanan delillerinin tarafına bildirilmediğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına ve eksik inceleme neticesi hakkında ceza verilmesine yeterli delil elde edilmediğine ilişkindir.

1. Katılanın, bir televizyon kanalında yayınlanan programa bayanlarla arkadaşlık yapmak üzere cep telefonu numarasını yayınlattığı, sanığın katılanı mütemadiyen aradığı, bir süre sonra aralarında duygusal yakınlaşma olduğu ve evlilik üzerine konuştukları aşamada sanığın ihtiyacı olduğunu söyleyerek para istemesi üzerine katılan tarafından banka havalesi yolu ile gönderilen 1.000,00 TL'ye yakın paranın sanık tarafından çekildiği, devamında katılanın sanık ile buluşmak üzere Uşak iline geldiği, sanığın burada arkadaşına olan borcunu ödemek için bir kez daha para istemesi üzerine katılan tarafından aynı yöntem ile 400,00 TL daha paranın katılanın hesabına gönderildiği ve bu paranın da sanık tarafından çekilmesi şeklinde olayda ; sanığın hileli eylemlerle katılanın iradesini fesada uğratmak suretiyle katılan aleyhine haksız menfaat temin ettiği değerlendirilmekle sanığın atılı dolandırıcılık suçunu zincirleme şekilde işediği iddia ve kabulü ile temyize konu hüküm kurulmuştıur.

2. Sanık aşamalarda suçlamayı tevil yollu ikrar etmiştir.

3.Bozma sonrası dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği fakat uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.

1.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;

2.Bozma öncesinde kurulan hükmün, katılan tarafından da temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilerek; bozma öncesi verilen adli para cezasından daha fazla adli para cezası verilmesinin 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırılık teşkil etmeyeceği değerlendirilmiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle bozma üzerine yapılan yargılamada, Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2017 tarihli ve 2017/29 Esas, 2017/605 Karar sayılı kararında sanık ve katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.