SUÇLAR: Dolandırıcılık, kasten yaralama

HÜKÜMLER: Beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/609 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık ve yaralama suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

Katılan ... temyizinde özetle; sanığın kendisine free shop kimliğini gösterip patronunun kendisine hediye ettiği parfümleri paraya ihtiyacı nedeni ile satmak istediğini söylediği, vicdani istismar yapması sonucu parfümleri satın aldığı, sonradan kendisine araçla çarparak yaraladığı, şahitlerin dinlenmediği, markaların korunması Kanunu kapsamında dahi ceza verilmediği gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.

İddianamede atılı yaralama suçunun araçla çarpmak sureti ile işlendiğinin belirtilmesi karşısında suçun niteliğinin "silahla, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama" olduğu belirlenerek yapılan inceleme sonucunda;

1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 nci maddesinin ikinci fıkrası, ve üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 01.03.2016 tarihli mahkeme sorgusu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümün de açıklanan nedenlerle Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/609 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.