HÜKÜMLER: Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2015 tarihli ve 2014/1425 Esas, 2015/1577 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekili temyizinde özetle; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde müteahhitlik sanık ...'ın, müvekkile bağımsız bölüm satışını vaad ettiği, oysa gerçekte satmayı vaad ettiği yerin ters dubleks bir daire olduğu, sanığın projeye aykırı imal ettiği yeri iki ayrı daire haline getirdiği, sanık ...'ın tek tapu çıkarılacak olan daireyi iki kişiye sattığı, satış vaadi sözleşmesi imzalatırken kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki krokilerde oynama yaparak ters dubleks çizgilerini birleştirerek bağımsız bölümler oluşturduğu, katılanın da bağımsız bölüm satın aldığını düşünerek sözleşmeyi imzaladığı, katılanın oturduğu yerin tapu edilmesinin mümkün olmadığı, bağımsız bölüm satışının hayali olduğu, sanığın katılan borcunu öder ise tapuyu verebileceğini yönündeki beyanının samimi olmadığı, amacının ceza davasını hukuki ihtilaf boyutuna taşımak olduğu, tapunun muvazaalı olarak hukuk davasında iyiniyet iddia eden ...’a devrediliği, tapuların önce sanık ... adına çıkarıldığı, sanık ...'ın 3.kişilere satış yaptığı, her şeyi bildiği, aynı binadan “Burak İnşaat-...” kaşesini kullanarak dava dışı ...'e de hukuka aykırı ve tapusu verilemeyecek daire satışı yaptığı gerekçeleri ile ve re'sen gözetilecek nedenlerle sanıklar hakkında ayrı ayrı verilen beraat kararlarının bozulmasını istemiştir.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2014 tarihli ve 2014/46907 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ...'ın sanık ... ile ortak müteahhitlik yaptığı, diğer sanık ...'ın da bu sanıkların yanında çalıştığı, sanık ...'ın Pendik İlçesi Şeyhli Mahallesindeki bir daireyi Noterlikten 23.07.2012 tarihli ve 20958 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile katılanın eşi ...'a satmayı vaat ettiği, bu satış vaadi sözleşmesine rağmen aynı taşınmazı üçüncü kişilere sattığı, sanıkların birlikte hareket ederek hileli davranışlarla satış vaadinde bulundukları taşınmazı üçüncü kişilere satarak haksız yarar sağlayarak dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında; sanık ...'ın Mahkeme sorgusunda "ben suç tarihi itibariyle Burak İnşaat Firması iş sahibi olarak iş yapıyordum, ticaret siciline de kayıtlıydım, müteahhitlik belgem de vardır" şeklinde beyanda bulunduğu, iddianamede bahsi geçen 7613 ada 13 parsel hakkındaki “yapı ruhsatı” başlıklı belgede “... İnşaat” ifadesinin, oda sicil, oda sicil durum belge, yapı müteaahidi yetki belge numaralarının, bağlı olduğu vergi dairesinin yazılı olduğu, sanık ...'in yaptığı bir satışta “Burak İnşaat ...” şeklinde kaşe kullandığı, kaşede vergi dairesi numarası bulunduğu, bir kısım taşınmazların sanık ... adına kayıtlı iken satışlarını sanık ... tarafından yapıldığı hususlarının dosya kapsamından anlaşılması, katılanın eşi olan ve şahit sıfatı ile dinlenen Zafer'in "bu daireyi sanıklardan ...'dan müteahhit olduğu için daha temelde satın aldım daha önceden almaya çekindik ancak toprak sahibine daha önceden başka bina yaptığını öğrenince güven telkin etti zaten inşaat alanının yakınında da bir ofisi vardı binanında temeli atılınca güven sağladı" şeklindeki beyanı karşısında, sübutu halinde eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde öngörülen "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık" suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi bakımından sanık ... ile diğer sanıkların ticari statülerinin tespiti açısından ticaret sicili, SGK, vergi dairesi gibi yerlerden kayıtları getirtilerek ticari statülerinin olup olmadığı var ise niteliğini, katılanın eşi ile yapılan satış vaadi sözleşmesinin "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık" suçu kapsamında olup olmadığını belirleme ve delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2015 tarihli ve 2014/1425 Esas, 2015/1577 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.