Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım davalılar aleyhine davanın kabulüne, dava konusu gayrımenkullerden birinin cebri icraya konu edilmesi sebebi ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili, davalı ... Kollektif Şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... Kollektif Şirket, vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Konya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8710 sayılı icra dosyası ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkullerin diğer davalılara devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemenin 04.02.2022 tarihli ve 2019/68 Esas ve 2022/40 Karar sayılı kararıyla; dava konusu gayrımenkullerin tapuda gösterilen değeri ile gerçek değerleri arasında misli aşan fark olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu gayrımenkuller yönünden tasarrufun iptaline, davacıya icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiş, dava konusu Konya İli, Karatay İlçesi, Fevzi çakmak Mah. 20336 ada, 2 parselde kain sanayi binası ve arsa vasıflı taşınmazdaki 1/2 hissenin ise davalı borçlunun borcundan dolayı ihale yolu ile dava dışı şahsa satılıp ihalenin kesinleştiği ve ihale bedelinden de herhangi bir bedelin kalmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle gayrımenkul yönünden davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... Kollektif Şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; gerçek bir satış işlemi yapıldığını, bedel farkının bulunmadığını, kötü niyetin ispat edilemediğini, bedelin ödenerek satın alındığını beyan ederek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Kollektif Şirket vekili istinaf dilekçesinde; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlunun acz halinde olmadığını, dosyanın muhasebeci bilirkişiye gönderilmesi talebinin yerine getirilmediğini beyan ederek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... Kollektif Şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili ve davalı ... Kollektif Şirket vekili temyiz dilekçelerinde istinaf dilekçelerinde belirttikleri hususları tekrar etmiştir.

Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin ve davalı ... Kollektif Şirket vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin ve davalı ... Kollektif Şirket vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... ve davalı ... Kollektif Şirketi'ne yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.