Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve tapu iptal tescil davasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle, Kütahya ili Emet ilçesi ... köyünde 131 ada ve 15 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerine ait olduğunu, taşınmazın müvekkillerine miras yolu ile intikal ettiğini, tarım amaçlı olarak kullanıldığı ancak yapılan kadastro sırasında Hazine adına tespitinin yapıldığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu, bu nedenle söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ... İdaresi 25.06.2010 tarihli müdahale dilekçesi ile, taşınmazın bir kısmının orman olduğu iddiasıyla tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; 08.07.2010 tarihli ve 2009/79 Esas ve 2010/98 Karar sayılı ilam ile; davanın kısmen kabulüne, 21.04.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfli alanın davacılar adına, (B) ve (C) harfli alanların ise orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, verilen kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi sonucu Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.05.2017 tarihli ve 2015/16660 Esas, 2017/4497 Karar sayılı ilamı ile; "hüküm Hazine vekili tarafından parselin (A) harfi ile gösterilen bölümü ve yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir. Taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilerek, çekişmeli taşınmazlar bir bütün olarak düşünüldüğünde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/1-2 inci maddeleri karşısındaki durumu araştırılmalıdır ...Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma (Medeni Kanunun 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerindeki) koşulların araştırılması, yapılacak keşifte 1990-1995 yılları arasında hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı..., zilyetliğin ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği araştırılacak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonunda Mahkemesince; dava konusu yerin fen raporunda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu, (A) harfi ile gösterilen yerin ise orman sayılmayan yerlerden olduğu, devletleştirilen veya iadeye tabi yerlerden olmadığı ve davacıların zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğuna kanaat getirildiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asli müdahil Orman İdaresi vekilince; taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davalarının kabulüne karar verilmesi talebiyle verilen karar temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili tarafından; davacıların taşınmazın bilirkişi raporlarında (A) ile gösterilen alanda kullanımının olmadığı, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığından davanın reddine, (B) ve (C) harfli alanların ise; öncesinin orman olmadığı, dava sürecinde orman emvali ile kaplandığıdan, bu alanlara ilişkin de davanın reddine karar verilmesi nedeniyle verilen karar temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede somut olayda;
1.İlk Derece Mahkemesinin, 08.07.2010 tarihli ve 2009/79 Esas, 2010/98 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 21.04.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfli alanı davacılar adına, (B) ve (C) harfli alanların ise orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın sadece davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz incelemesi yapılmış ve hüküm, temyiz başvurusunda bulunmayan davacılar ve asli müdahil Orman İdaresi yönünden kesinleşmiş ve böylelikle davalı Hazine yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durum karşısında, asli müdahil Orman İdaresinin bozma sonrası verilen hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı Hazine vekilinin, Mahkeme kararının taşınmazın 10.05.2018 tarihli orman bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen alanlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı Hazine vekili tarafından İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2010 tarihli ve 2009/79 Esas, 2010/98 Karar sayılı kararının sadece (A) harfi ile gösterilen alana ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz edildiği, taşınmazın (B) ve (C) harfli alanlara ilişkin verilen hükmün kesinleştiği anlaşılmakla birlikte, mahkemece bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin hükmün (B) ve (C) harfli alanlarına ilişkin temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3. Davalı Hazine vekilinin, dava konusu taşınmazın mahkeme kararında 10.05.2018 tarihli orman bilirkişi raporunda (A) harfli belirtilen alana ilişkin hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, müteveffa davacıların mirasçılarının iktisaba elverişli zilyetliğinin bulunduğuna kanaat getirilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; 18.05.2018 tarihli ziraat bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın (A) harfiyle gösterilen alan üzerinde ekili veya dikili tarımsal bir ürün mevcut olmadığı, taşınmaz üzerinde seyrek olarak dağılmış ardıç ağaçlarının mevcut olduğu, taşınmazın güncel fotoğraflarından taşınmazın zirai amaca uygun kullanımın olmadığı anlaşılmıştır. Orman bilirkişi rapor ekinde sunulan 1953 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde ise mahkeme hükmünde orman olduğuna karar verilen (B) harfli alan ile aralarında sınır çizgisinin oluşmadığı görülmüştür. Keşif mahallinde dinlenilen mahalli bilirkişilerce taşınmazın öncesinde her ne kadar davacıların dedesinin olduğu söylense de, aynı beyanlarda 1970 Gediz depremi sonrası tarlaların ekilmediği ve köyün boşaldığı şeklindeki beyanların bulunduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın olağanüstü zaman aşımı ile kazanılabilmesi için, imar ihya gerektirmeyen taşınmazlar yönü ile taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız olarak en az 20 yıldan beri malik sıfatı ile zilyet edilmesi, imar ihya gerektiren taşınmazlar yönünden ise masraf ve emek sarfı ile taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmasını müteakip, bu koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Ne var ki, dosya içeriğinde bulunan taşınmazın tespit tarihi öncesine ait hava fotoğrafları, ziraat mühendisi bilirkişi raporu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları göz önüne alındığında davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmiş olduğuna dair şüpheden uzak somut delillere rastlanılamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile soyut mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı olarak yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Mahkeme kararının taşınmazın 10.05.2018 tarihli orman bilirkişi raporunda (A) harfli kısmına yönelik hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin, dava konusu taşınmazın 10/05/2018 tarihli orman bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfli olarak belirtilen kısımlarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle REDDİ ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımlar yönünden ONANMASINA,
Davalı Hazine vekilinin, dava konusu taşınmazın 10.05.2018 tarihli orman bilirkişi raporunda (A) harfli olarak belirtilen kısma yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (3) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca bu kısım yönünden BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.