Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2013 tarihli ve 2013/7250 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2014 tarihli ve 2013/39 Esas, 2014/467 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) ve (i) bentleri kapsamında kalma ve bu suça ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin 5235 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine bırakıldığından görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2014 tarihli ve 2014/469 Esas, 2014/393 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığından karşı görevsizlik kararı vererek oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için ortak yüksek görevli mahkeme olan Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 29.04.2015 tarihli ve 2015/5719 Esas, 2015/10975 karar sayılı kararı ile Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre, yerinde görülmeyen Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2014 tarihli ve 2013/39 Esas, 2014/467 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
5. Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/290 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
6. Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/290 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararının katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2017/19867 Esas, 2019/8516 Karar sayılı kararı ile; "Sanığın, katılana 29/02/2012 tarihli sözleşmeye göre 54.000 TL'ye inşaat halinde bulunan yapıdan ikinci katta yer alan daireyi peşin satmasına rağmen, daireyi katılana teslim etmediği, söz konusu daireyi başkasına sattığı, bu kez üçüncü kattaki daireyi katılana 15.000 TL daha alarak sattığı, ancak daireyi borçları nedeni ile yapılan hacizler nedeni ile teslim edemediği, parayı da geriye ödemediğinin iddia edildiği olayda, oluşa uygun mağdurun aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları, satış sözleşmesi ile tüm dosya kapsamına göre sanığın, sübut bulan dolandırıcılık suçundan cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Bozma sonrası, Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2019/535 Esas, 2019/354 Karar sayılı incelemeye konu kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.09.2020 tarihli ve 15-2020/24759 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; katılan ile arasında hukuki ihtilaf olduğuna, dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğine, kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
Katılanın temyiz isteği; sanığın basit dolandırıcılık suçundan beraatine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığa verilen cezanın az olduğuna, sanığın eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
1. Sanığın, katılana 29.02.2012 tarihli sözleşmeye göre 54.000,00 TL'ye inşaat halinde bulunan yapıdan ikinci katta yer alan daireyi peşin satmasına rağmen, daireyi katılana teslim etmediği, söz konusu daireyi başkasına sattığı, bu kez üçüncü kattaki daireyi katılana 15.000,00 TL daha alarak sattığı, ancak daireyi teslim etmediği, parayı da geriye ödemediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında katılan ile aralarında hukuki ihtilaf olduğunu dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğini savunmuştur.
3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.
4. Sanığın savunmaları, katılanın anlatımları, tanık ifadeleri, satış sözleşmesi, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar ve diğer deliller dosya arasındadır.
5. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden önce 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2019/535 Esas, 2019/354 Karar sayılı kararına yönelik katılan ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.