Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2014 tarihli ve 2013/441 Esas, 2014/686 Karar sayılı kararının, mağdureler Sema ve Sena vekili ile şikayetçi Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, ayrıca suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdureler Sena ile Sema'nın velayet hakkına sahip anneleri Süheyla'nın kovuşturma evresinde verdiği 18.12.2013 tarihli duruşma ifadesinde sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin de hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, Bakanlık vekili ile mağdureler Sena ve Sema vekilinin vaki temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun 317 nci maddesi gereğince Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.