Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sonucunda, Çarşamba ilçesi ... Köyü 235 parsel sayılı taşınmaz 44.100 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfında davalılar adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfında Hazine adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.12.2014 tarihli ve 2014/5856 Esas, 2014/10549 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle “kamu malı iddiası ile açılan davalarda Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, bu sebeple işin esasına girilerek bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda uzman orman bilirkişi raporuna göre (A) harfi ile gösterilen 33.384 metrekarelik taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne bu bölümün orman vasfında Hazine adına tesciline fazlaya ilşkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından reddedilen bölüme yönelik temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.