Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2014 tarihli ve 2014/2892 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve iftira suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Sakarya Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli ve 2014/266 Esas, 2015/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 6 ay hapis cezası ve cezalandırılması ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

3. Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli ve 2014/266 Esas, 2015/97 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2018/9575 Esas, 2020/15480 Karar sayılı kararı ile; "(...)İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği somut olayda; sanığa isnat olunan, idari yaptırım gerektiren trafik ceza tutanağı düzenlenmesi sırasında müştekiye ait kimlik bilgilerinin kullanılmasından ibaret eylemin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,(...) nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2020 tarihli ve 2020/392 Esas, 2020/818 Karar sayılı incelemeye konu kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.06.2021 tarihli ve 11-2020/115033 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; kararın temyiz edilmesinden ibarettir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın suç işleme kastının olmadığına, eyleminden dolayı pişmanlık duyduğuna, eyleminden dolayı herhangi bir zarar meydana gelmediğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Olay tarihinde Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerince durdurulan sanığın kimliğinin ve sürücü belgesinin yanında olmadığını beyan ederek görevlilere kendisini mağdur ... olarak tanıtıp Seri: H, Sıra No: 896300 nolu Trafik Suç Tutanağının düzenlenmesine ve bu ceza ile ilgili olarak mağdura Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından ödeme emri gönderilmesine sebebiyet verdiği bu şekilde atılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

2. Sanık savunması, olay tutanağı, trafik suç tutanağı, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığının ödeme emri, sanığa ait adli sicil kaydı ve diğer deliller dosya arasındadır.

Sanığa yüklenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanunun 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/392 Esas, 2020/818 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.