Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar (... mirasçıları) ..., .........,, ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ........ ve ... vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar (... mirasçıları) ..., ........, ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 26.05.2015 tarihli disiplin soruşturma raporu ile bir kısım davalılar ..., ........,, ... ve ...'nın murisi ...'nın Bursa Orman İşletme Müdürlüğü'nde dava servisi mutemedi olarak görev yaptığı 2009-2014 yılları arasında 272 adet muhasebe işlem fişi ekinde 1035 adet gerçeğe aykırı "alındı belgesi'' düzenlemek suretiyle 479.110,72 TL'yi zimmetine geçirdiğini belirterek oluşan 479.110,72 TL kurum zararından 363.666,13 TL'nin vefatı nedeniyle mirasçıları davalılar ..., ........, ... ve ...'dan zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, 115.444,59 TL zararın ise doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte denetim görevini ihmal eden ve davacı kurumda avukatlık yapan davalılar ... ve ... ile Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda müfettiş olarak görev yapan davalı ... ve davacı kurumda İşletme Müdürü olarak görev yapan davalı ... ......., ve İşletme Müdür yardımcı olarak görev yapan davalı ... ve diğer davalılar ... mirasçıları ..., .........., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı kurumda avukatlık görevini yürütmekte olan davalılar tarafından denetleme yükümlülüğünün yerine getirildiğini, kamu zararını doğuran avans işlemlerinin, müteveffa mutemet tarafından davalı müvekkillerinin bilgileri dahilinde olmayan uydurma dosyalar üzerinden, gerçeği ile birebir ayırt edilemeyecek mahiyette düzenlenen sahte evraklar yolu ile yapıldığını, listeye dayanak belgelerdeki yazı işleri müdürünün imzası, avans alma ve kapama üst yazılarında avukatlar adına açılmış paraf ve imzaların taklit edildiğini, müteveffanın nitelikli zimmet suçuna dair eylemlerinin işlemlerin denetim kabiliyetini ortadan kaldırdığını, davalıların kusura dayalı haksız fiil sorumluluğuna ilişkin şartlar kapsamında zarardan sorumlu tutulamayacağını, kusursuz sorumluluk halinin de söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı kurumda Teftiş Kurulu Başkanlığında müfettiş olarak görev yaptığını, müteveffa ...'nın kefaletli memur olarak çalıştığı dönemde limitler dahilinde avans kullandığını, avans alma ve kapama işlemlerinin ilgili birimlerce denetlendiğini, müteveffanın nitelikli zimmet suçuna dair eylemlerinin işlemlerin denetim kabiliyetini tamamıyla ortadan kaldırdığını, kusura dayalı haksız fiil sorumluluğu veya kusursuz sorumluluk halinin de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı mirasçılar ..., .........., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; savunması alınamayan müteveffanın zarardan tek başına sorumlu tutulamayacağını, iddia edilen tarihlerde malvarlığı edinmediğini, malvarlığında her hangi artış olmadığını, borçlu olarak vefat ettiğini, borçlarının eşi ve çocukları tarafından elbirliği ile kapatılmaya çalışıldığını, yoğun denetim altında görev yaptığını, müteveffanın dosya avukatları ve muhasebe yetkilileri tarafından yapılan denetimlere rağmen süreklilik arz edecek şekilde ve sistematik olarak zimmetine para geçirmesi ve yıllarca devam ettirmesinin fiilen, hukuken ve idarenin çalışma prensiplerine göre mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davalı müvekkilinin davacı kurumda işletme müdürü olarak çalıştığı dönemde kurum zararına herhangi bir işlem yapmadığını, dikkat ve özenli olarak denetimini aksatmadığını, olağan denetimlerde sahte evrakların tespit edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kurum zararının 2009-2014 yılları arasında meydana geldiği, müteveffa ...'nın dava servisi mutemeti olarak görev yaptığı sırada 2009-2014 yılları arasında mahkeme harç ve giderleri için aldığı toplam 479.110,72 TL avansı mahsup işlemi yaparken tanzim ettiği iğfal kabiliyeti olan sahte evraklarla mahkeme veznesine yatırılmış gibi gösterip yatırmayarak 479.110,72 TL'yi zimmetine geçirdiği, ... vefat ettiğinden, mirasçıları olan davalılar tarafından mirasın reddine ilişkin belge sunulmadığından zarardan sorumlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalılar ..., ..., ..., ... ve ...’ın zararın meydana gelmesinden dolayı atfı kabil kusurunun tespit edilemediği, zira zimmet fiilinin aslı ile birebir aynı olan iğfal kabiliyeti mevcut evraklar üretilmek suretiyle gerçekleştirildiği ve nitelikli zimmetin denetim kabiliyetini ortadan kaldırdığı, davalıların zimmet fiiline iştirak etmesi, göz yumması veya ihmalleri ile sebep olduklarına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, anılan davalıların kamu zararının meydana gelmesinde kusurlu olmadıkları, haklarında açılan idari veya cezai soruşturma bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın reddine, ... mirasçıları davalılar ..., ........,, ... ve ... yönünden davanın kabulü ile 479.110,72 TL'nin 22.06.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili; mütevveffa ... mirasçıları dışında kalan diğer davalıların kurum zararından sorumluluğu bulunduğu halde anılan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda harcama yetkilisi ifadesiyle bir program sorumlusuna ve statü hukukunda tanımlanan daire/birim amirine işaret edildiğini, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda harcama yetkililerinin mevzuata uygunluğundan sorumlu olduğunu, davalılar ... ve ...'nun avans işlemlerinin mahsubunda Hukuk Müşavirliği Görev Yönetmeliği'nin 38 inci maddesine tam olarak uymadıklarının müfettiş raporu ile tespit edildiğini ve 5018 sayılı Kanun'un 71 inci maddesine göre kamu zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 üncü maddesi uyarınca davalı müvekilleri yararına nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller, soruşturma raporu, bilirkişi raporları, tespit dosyaları ile dosya kapsamına göre; müteveffa ...'nın Orman İşletme Müdürlüğü dava servisi mutemeti olarak görev yaptığı sırada 2009-2014 yılları arasında mahkeme harç ve giderleri için aldığı toplam 479.110,72 TL avansı mahsup işlemi yaparken tanzim ettiği iğfal kabiliyeti olan sahte evraklarla mahkeme veznesine yatırılmış gibi gösterip yatırmayarak 479.110,72 TL'yi zimmetine geçirdiğinden davacı zararının meydana geldiği, ... vefat ettiğinden ve mirasçıları davalıların mirası reddettiklerine ilişkin belge sunulmadığından zarardan sorumlu olacakları, diğer davalılara zarar nedeniyle kusur yüklenemeyeceği, zimmet fiilinin aslı ile birebir aynı olan iğfal kabiliyeti mevcut evraklar üretilmek suretiyle gerçekleştirildiği ve nitelikli zimmetin denetim kabiliyetini ortadan kaldırdığı, davalıların zimmet fiiline iştirak etmeleri ve ihmalleri ile sebep olduklarına ilişkin delil olmadığı, haklarında açılan idari ve cezai soruşturma bulunmadığı, kamu zararının meydana gelmesinde kusurlu olmadıklarından zarardan sorumlu tutulamayacakları anlaşıldığından, mahkemece davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer ... mirasçıları davalılar ..., .........,, ... ve ... aleyhlerinde açılan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle davacı tarafın istinaf talebinin yerinde olmadığı, ancak davada kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar ... ve ... hakkında davanın esastan reddine karar verildiği, davalılar lehine reddedilen miktara göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın reddine, ... mirasçıları davalılar ..., ........., ... ve ... yönünden davanın kabulü ile 479.110,72 TL'nin 22.06.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve istinaf talebinde bulunan davalılar lehine vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mütevveffa ... mirasçıları dışında kalan diğer davalıların kurum zararından sorumluluğu bulunduğu halde anılan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda harcama yetkilisi ifadesiyle bir program sorumlusuna ve statü hukukunda tanımlanan daire/birim amirine işaret edildiğini, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda harcama yetkililerinin mevzuata uygunluğundan sorumlu olduğunu, davalılar ... ve ...'nun avans işlemlerinin mahsubunda Hukuk Müşavirliği Görev Yönetmeliği'nin 38 inci maddesine tam olarak uymadıklarının müfettiş raporu ile tespit edildiğini ve 5018 sayılı Kanun'un 71 inci maddesine göre kamu zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, ... Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 26.05.2015 tarihli disiplin soruşturma raporu ile müteveffa mutemet ... tarafından 2009-2014 yılları arasında gerçeğe aykırı "alındı" belgesi düzenlemek suretiyle zimmetine para geçirmesi nedeniyle oluşan kurum zararının ... mirasçıları ve kamu görevlisi diğer davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi), 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71 inci maddesi.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.