HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2015 tarihli kararıyla sanık hakkında katılanlara karşı dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı olmak üzere iki kez 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık müdafiinin temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince 06.11.2019 tarihinde yapılan incelemede, anılan hükmümlerin; ... sübutu hâlinde yüklenen eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisi ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu nazara alındığında, görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2020/34 Esas, 2020/268 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,
a. Katılan ...'a karşı dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Katılan ...'e karşı dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz iradesini yansıtan 18.09.2020 tarihli dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi ileri sürmediği anlaşılmıştır.
1. 14.02.2012 olan suç tarihinde katılan ...'i kullanmış olduğu ev telefonundan arayan ve kendisini emniyet personeli olarak tanıtan bir kişinin, katılanın üzerine kayıtlı telefon ve internet hatları üzerinden bir albayın eşine ağır küfürler eden kişinin yakalanması için bildirilen hesap numarasına para gönderilmesi gerektiğini söylemesi üzerine katılanın, ATM aracılığıyla sanığın kredi kartı hesabına 3.000,00 TL para gönderdiği iddiasıyla dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. 27.03.2012 olan suç tarihinde katılan ...'ı kullanmış olduğu cep telefonundan arayan ve kendisini emniyet personeli olarak tanıtan bir kişinin, yakaladıkları bir kişinin üzerinden katılana ait kartların çıktığını, katılanın örgüt üyesi olduğunu ve katılana operasyon düzenleyeceklerini söylediği, katılanın cevaben, olayla ve adı geçen örgüt ile ilgisinin olmadığını ifade etmesine karşılık telefondaki kişinin, katılana yardımcı olacaklarını ancak belirtilen hesap numaraları ve GSM hatlarına para gönderilmesi gerektiğini söylemesi üzerine katılanın, ATM aracılığıyla sanığın kredi kartı hesabına 500,00 TL ve bildirilen GSM hatlarına 600,00 TL olmak üzere toplam 1.100,00 TL para gönderdiği iddiasıyla dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
3. Tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığa yüklenen eylemlerin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, katılanlara yönelik eylemlerin ayrı suçları oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
1. Sanığın üzerine atılı ve sübutu kabul edilen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı; 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi gereğince uzlaştırma nedeniyle duran süre dikkate alındığında temyiz inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşmediği belirlenmiştir.
2. Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasına ilişkin, temel cezanın 120 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesi ve bir gün karşılığının 20,00 TL olarak takdir edilmesi suretiyle neticeten 2.400,00 TL adli para cezasına hükmedilmesine rağmen 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasına ilişkin uygulamanın yer aldığı paragrafta "doğrudan tayin olunan 5 gün para cezası" yazıldığı anlaşılmakla; söz konusu çelişkinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu kabul edilmiştir.
3. Sanık hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi hâlinde, infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2020/34 Esas, 2020/268 Karar sayılı kararında bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.