SUÇLAR: Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.05.2016 Tarihli ve 2015/134 Esas, 2016/93 Karar sayılı Kararı ile sanık hakkında;
1.Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi ve son cümlesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 24.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.05.2021 tarihli sanık hakkında kurulan hükümlerin bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sanığın üzerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, ilişkindir.
1.Sanığın, teyzesi olan katılanı emeklilik işlemlerinde yardımcı olacağı vaadiyle PTT ile katılan banka işbirliğinde verilen ihtiyaç kredisini katılanın kimliği kullanılarak ve ilgili evrakların katılana imzalatılması suretiyle çektirip haksız menfaat temin etmek suretiyle müsnet suçları işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık ..., aşamalarda alınan savunmasında, teyzesi olan katılanın resmi işlemlerden anlamadığını söylediği için yanında postaneye gittiğini, krediyi kendisi için çektiğini ve parayı da kendisinin aldığını, ancak oğlunun krediden haberdar olmasını istemediği için kredi evraklarında kendisinin iletişim bilgilerini verdiklerini ve teyzesine onu emekli etmeyi vaat etmediğini beyan etmiştir.
3. Katılan ..., sanığın yeğeni olduğunu, kendisinin hastalığı sebebiyle erken emeklilik vaadi ile sigorta işlemleri için postaneye götürdüğünü, bir takım belgelere imza attırdığını, ancak kendisinin kredi çekildiğinden haberinin olmadığını ve parayı da almadığını, icra kağıdı geldiğinde durumdan haberdar olduğunu beyan etmiştir.
4. Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 27.11.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; (fotokopi belgeler üzerinde teşhis ve tespit edilebilen bulgular kadarıyla) inceleme konusu belgeler üzerinde ... adına atılı bulunan imzalar ile ... ile ...'nın mevcut mukayese imzaları arasında ; adı geçen şahıslar elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlikte uygun kaligrafik bulgu tespit edilemediği yönünde rapor düzenlendiği belirlenmiştir.
5. Tanık M.Ö.'nün katılan beyanlarını destekler şekilde anlatımda bulunduğu belirlenmiştir.
6. Kredi evrak asılları ile çekilen kredi dekontunun "aslı gibidir" onaylı suretinin dosya arasında mevcut olduğu tespit edilmiştir.
7. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında anılan eylemlerine ilişkin olarak, özel belgede sahtecilik ve banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır.
Sanığın, teyzesi olan katılanı emeklilik işlemlerinde yardımcı olacağı vaadiyle PTT ile katılan banka işbirliğinde verilen ihtiyaç kredisini katılanın kimliği kullanılarak ve ilgili evrakların katılana imzalatılması suretiyle çektirip haksız menfaat temin etmek suretiyle müsnet suçları işlediği iddia olunan somut olayda; katılanın aşamalarda alınan beyanlarında ihtiyaç kredisi başvuru formu üzerinde yer alan imza ve diğer yazıların kendisine ait olmadığı, PTT görevlisinin sanığın yanında birtakım belgeler imzalattığı, ancak suça konu belgeler olmadığını beyan etmiş olması, soruşturma aşamasında alınan uzmanlık raporunun dosyada kredi evrak asılları bulunmasına rağmen fotokopi belgeler üzerinde yaptırılmış olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın kastının ve suç vasfının tespiti ile gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; öncelikle sanığın ve katılanın suç tarihinden öncesine ait samimi amaçlarla yazıp imzaladıkları belge asılları ile birlikte Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinde kredi sözleşmesinde ve dekonttaki yazı ve imzaları da kapsar şekilde heyet raporu alınması, sonucuna göre; kredi belgelerindeki imzanın katılanın eli ürünü olmadığının tespiti halinde eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (j) bentlerinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık ile özel belgede sahtecilik suçlarını; aksi halde katılan adına usulüne uygun çekilmiş bir ihtiyaç kredisinin söz konusu olacağı, ancak, akrabalık ve güven ilişkisine dayalı çekilen kredinin daha sonra sanık tarafından hileli hareketlerle emeklilik vaadi ile alınması ve ödenmemesi şeklindeki eylemlerin bir bütün halinde 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında kalan 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçu kapsamında kalıp kalmayacağı tartışılarak suç vasfının belirlenmesi, buna göre; sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile mahkumiyet hükümleri kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.05.2016 Tarihli ve 2015/134 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.