Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2013 tarihli ve 2012/1717 Esas, 2013/961 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve adli para cezasının 10 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir.
2.Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2013 tarihli ve 2012/1717 Esas, 2013/961 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2017/6727 Esas, 2017/12401 Karar sayılı kararı ile "...sanığın kendisini emniyet mensubu olarak tanıtmak suretiyle katılanı dolandırdığının iddia edilmesi karşısında; eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2019 tarihli ve 2018/643 Esas, 2019/387 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve adli para cezasının 10 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Suç tarihinde sanık tarafından katılanın kullanmış olduğu cep telefonu numarasından aranmak suretiyle, sanığın kendisini emniyet istihbarattan aradığını, katılan adına şirket kurulduğunu, dolandırıldığını, verdiği hesap numarasına para göndermesi halinde şahısları yakalayabileceklerini söylediği, katılanın bu söylemlere inandığı, Fatsa İş Bankasına ait ATM'ye giderek sanığın adına Şanlıurfa İş Bankası Şubesinde açtırılmış olan 1219946 numaralı hesaba 670,00 TL yatırdığı, yine sanığın yönlendirmesi ile Fatsa Garanti Bankası ATM'sine giderek 740,00 TL daha gönderdiği, katılanın dolandırıldığını anlayıp başvuruda bulunduğu, sanığın hesabına yatan paraların çekildiği, bu şekilde sanık hakkında katılanı dolandırdığı iddiasıyla dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçu kabul etmemiştir.
3. Katılan aşamada ki beyanında; sanık tarafından kendisine ait cep telefonu numarasından arandığını, sanığın kendisini emniyet mensubu olarak tanıttığını, adına şirket kurulduğunu, dolandırıldığını, bu kişileri yakalamak üzere olduklarını söylemesi üzenine, sanık tarafından bildirilen hesaplara iki defa da para yatırdığını, daha sonra dolandırıldığını anladığını ve şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
4. Bozma sonrası dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ve katılanın kabul etmemesi nedeniyle uzlaşmanın gerçekleşmediğine ilişkin 05.12.2017 tarihli uzlaştırmacı raporu dosya arasına alınmıştır.
5. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi yirmi birinci fıkrası gereği uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2019 tarihli ve 2018/643 Esas, 2019/387 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.