Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz istemi; hükmün kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Kolluk görevlilerince icra edilen yol kontrolü sırasında durdurulan, sanığın sevk ve idaresindeki sanık adına kayıtlı ... plaka sayılı kapalı kasa kamyonete dışarıdan bakıldığında içerisinde kaçak sigaralar bulunduğunun anlaşılması üzerine Cumhuriyet savcısının verdiği yazılı arama emri ile araçta yapılan aramada gümrüklenmiş değeri 211.649,52 TL olan 3000 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollaması ile aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında; kaçak sigaraları satmak için aldığını, eylemin suç olduğunu bilmediğini belirtmiştir.

Makine mühendisi tarafından düzenlenen 07.03.2016 tarihli araç bilirkişi raporunda; kaçak eşyanın taşıma aracının yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, aracın kasko değerinin 23.200,00 TL olduğu belirtilmiştir.

Hapis cezasının yanında doğrudan tayin olunan adlî para cezalarının da hapis cezasına ilişkin yasa yoluna tabi olduğu anlaşılmakla sanık hakkında tayin edilen 160,00 TL adlî para cezası yönünden kesinleştirmeye dair 16.05.2016 tarihli işlem yok hükmünde kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanığın ticari amaca yönelik ikrarı, ticari miktardaki 3000 karton sigarayı naklederken yakalanması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ''Ceza Kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz'' şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Dava konusu eşyanın taşıma aracının yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 211.649,52 TL olması karşısında nakil aracının değerine göre, aracın müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmadığı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmadığı anlaşılmış olup, sanığa ait nakil aracının müsaderesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Ancak;

1.Paranın alım gücü ve günün ekonomik koşullarına göre ele geçen kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin suç tarihi itibarıyla fahiş değerde olduğu kabul edilerek sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

3. Gün adlî para cezası, paraya çevrilirken yasa maddesi gösterilmediği gibi, temel gün adlî para cezası tayin edilip, artırım ve indirim nedenleri uygulandıktan sonra gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi gerektiği kuralının gözetilmemesi,

4.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,

5.Nakil aracının müsaderesine karar verilirken, hüküm fıkrasında müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmemesi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği sonuç cezada sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.