Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.01.2011 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı dava konusu taşınmazlarda “... oğlu ...” yazılan kimlik bilgilerinin “... kızı ...” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş; mahkemece davanın kabulü ile 678 ada 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,679 ada 1,2,683 ada 3,684 ada 1,2,3 685 ada 1,2,3,4,15,16,17 686 ada 1,689 ada 4,5,6 691 ada 7,8,692 ada 1,2,3,4,5 759 ada 1,779 ada 6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağı bendin dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-HUMK’nın 74. maddesi “hakim her iki tarafın iddia ve müdafaaları ile mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez” şeklinde düzenlenmiş olup hakim bu kurala bağlı biçimde karar vermelidir. Somut olayda; 678 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında düzeltme yapılmasına dair davacı istemi bulunmadığı halde mahkemece talep aşılarak bu taşınmazların tapu kayıtlarında düzeltme yapılmış olması HUMK’nun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı vekilinin temyiz isteminin (1). bentte yazılan nedenlerle reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.09.2011 tarihinde karar verildi.