Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.10.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan davacı asil ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, vekil edeninin 25 parsel sayılı taşınmazın, davalının ise söz konusu taşınmazın komşusu olan 24,26,28 ve 15 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davalının dava konusu taşınmazlara, tel çit ile çevirip, kilitli kapı yaptırmak ve beton duvar yapmak suretiyle haksız müdahalede bulunduğunu, davalı ...'in de 2011 yılında mantar üretimi yapmak için taşınmazda hafriyat çalışması yaptığını belirterek, davalının dava konusu taşınmaza haksız elatmasının önlenmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, eski hale getirme bedeli ile Eylül 2011 tarihinden itibaren şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile vekil edenine ödenmesine karar verilmesini istemiş, 21.06.2016 havale tarihli dilekçesi ile davasını bilirkişi raporu uyarınca 308.282,06 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların malikinin vekil edeni olmadığını, davacının taşınmazının yola çıkışının bulunmadığını, davacının öncelikle geçit hakkı tesisi istemesi gerektiğini, vekil edeninin taşınmazı diğer davalı ...'e kira kontratı karşılığı kiraya verdiğini, taşınmaz üzerindeki hafriyatın vekil edeni tarafından dökülmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında davalının vefatı üzerine, davaya mirasçıları devam etmiştir.
Davalı ... vekili, vekil edeninin dava konusu taşınmazları kiraladığını, davacının gösterdiği yerlerin dışında hafriyat çalışmalarına başladıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu 25 parsel sayılı taşınmazda davalılar tarafından duvar çekmek ve ağaç dikmek suretiyle yapılan müdahalesinin menine,dava konusu taşınmazın eski hale getirme bedeli olan 307.342,19 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,dava konusu taşınmazın ecrimisil bedeli olan 939,87 TL tazminatın elatma tarihi olan 12.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçılarından tahsili ile davacıya ödenmesine,davacının davalı ...'e yönelik eski hale getirme bedeli ve ecrimisil tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve haksız kullanımdan doğan ecrimisil bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalılar vekilinin eski hale getirme bedeline ilişkin temyiz istemine gelince;
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 25 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğinde 2.200,00 m2 yüzölçümü ile davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davalı parseller olan 15,24,26 parsel sayılı taşınmazların Balcı vakfına ait olduğu, 28 parsel sayılı taşınmazda ise Balcı vakfının hissedar olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında, dava konusu 25 parsel sayılı taşınmazdan toprak alınmak sureti ile toprak yapısının bozulduğunun, karşılıklı sınırlarında 91 adet 7-10 yaşlarında ve 154 adet 1-3 yaşlarında çam ağacı dikili olduğunun, taşınmazın tamamının kültür bitkileri yetiştirilmek üzere zarar gördüğünün, çevre parsellerle birlikte etrafında 1.20 m yüksekliğinde beton duvar örüldüğünün, taşınmazın eski hale getirilebilmesi maliyetinin ise toplamda 307.342,19 TL olacağının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece dava konusu taşınmazın eski hale getirme bedeli olan 307.342,19 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş ise de, bu hususun doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, bu husus İcra İflas Kanunu'nun 30.maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde; eski hale getirme bedelinin infaz aşamasında gözetilecek bir husus olduğu ortadadır. Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde eski hale getirme bedeli istemiş ise de, davacının asıl talebinin dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, elatılmak sureti ile toprak yapısı bozulmuş olan taşınmazın eski hale getirilmesi olduğu gözönüne alındığında Mahkemece elatmanın önlenmesi ile birlikte eski hâle getirilmesi kararı ile yetinilmesi gerekirken dava konusu taşınmaz bedelini aşan ve infaz aşamasında belli olacak eski hâle getirme bedelinin hüküm altına alınması doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, bozma sebebine göre vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.