SUÇLAR: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/580 Esas, 2016/312 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delâletiyle 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye,

b. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan 5237 sayılı Kanun’un 205 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ertelenmesine ve sanığın 1 yıl 6 ay süreyle denetime tabi tutulmasına,

Karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.03.2021 tarihli ve 2016/260137 sayılı, özetle; resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunda eylemin faydasız sahtecilik vasfında olduğu, bu itibarla suçun unsurlarının oluşmadığı, gerekçesiyle bozma talepli Tebliğname ile dava dosyasına tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın alkollü şekilde araç kullanmadığına, aracı, alkolsüz olan tanık ...'un kullanmakta olduğuna, alkolmetrenin imzasız olması nedeniyle resmi belge hükmünde olmadığına, evrakın arbede sırasında yırtıldığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararları verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Olay tarihinde kolluk güçlerine bir aracın trafikte tehlikeli şekilde seyrettiğinin ihbar edildiği, ihbarda plakası belirtilen aracın seyir hâlinde iken görülmesi üzerine durması yönünde trafik ekiplerince anons yapıldığı, fakat aracın durmayarak kaçmaya başladığı, polis ekiplerinin aracı takibe almaları üzerine aracın yaklaşık 1.5 km kaçtıktan sonra Seydişehir Yolu üzerinde durduğu, aracın sürücü kısmından sanığın indiği, diğer taraftan ise tanıklar ... ve ...’in indikleri, alınan doktor raporuna göre araç sürücüsü olduğu tespit edilen sanığın 1,85 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın alınan doktor raporuna göre alkollü olduğunun tespiti üzerine alkolmetre üzerinden de ölçüm yapıldığı, alkolmetre çıktısının, tanık sıfatıyla beyanı alınan görevli polis memuru ... tarafından imzalaması için sanığa verildiği sırada sanığın alkolmetre çıktısını yırtarak yere fırlattığı anlaşılmıştır.

2. Sanık suçlamaları kabul etmemiştir.

3. Tanıklar ..., ... ve ...'in beyanları dava dosyasında mevcuttur.

4. Suç tarihinde kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar ile kamera görüntülerine ilişkin Bilirkişi Raporu dava dosyasında mevcuttur.

5. Sanığın 1.85 promil alkollü olduğuna ilişkin doktor raporu dava dosyasında bulunmaktadır.

6. Mahkemece, suça konu alkolmetre raporu duruşmada incelenmiş olup üç parçaya bölündüğü ve birleştirildiğinde içeriğinin belirlenebilir olduğu açıklanmıştır.

7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Her iki suç yönünden; sanığın, UYAP ortamından temin olunan adli sicil kaydına göre 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel sabıkasının bulunmadığı, sanığın, mahkûmiyetine karar verilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasını açıkça kabul ettiği ve yargılama konusu suçların maddi zarar doğuran suçlardan olmadığı, ayrıca sanık hakkında resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan verilen cezanın ertelenmesine karar verildiği, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına eklenen; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenlemenin, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, inceleme konusu suç tarihi itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına engel teşkil etmediği anlaşılmakla, sanığın adli sicil kaydında daha önceden verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunması, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemiş olduğu anlaşıldığından şartları oluşmadığından şeklindeki gerekçeye istinaden her iki hüküm yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yer olmadığına karar verilmesi,

2. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden; 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,

3. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu yönünden; sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/580 Esas, 2016/312 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle ve kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2024 tarihinde karar verildi.