HÜKÜMLER: Kamu davasının düşürülmesine

Duruşmada şikâyetçi olduğunu bildiren şikâyetçi vekiline davaya katılmak isteyip istemediği sorulmayıp 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 238 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılmış ise de; temyiz dilekçesinin katılma istemi niteliğinde olduğu gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şikâyetçinin davaya katılan, avukatının da katılan vekili sıfatıyla kabulüne, karar verilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2016/2 Esas, 2016/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun (5187 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi uyarınca davanın düşürülmesine, hükmolunmuştur.

Katılan vekili temyiz dilekçesinde ve ek beyan dilekçesinde özetle, kararın hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğuna, şikâyet konusu ile alakasız kişiler hakkında dava açıldığına, davanın süresinde açılmadığına, şikâyetin bekletildiğine, katılan hakkında iftira ve suç isnadına varan haberler yapıldığına, sanıkların cezalandırılması gerektiğine, ek beyan dilekçesinin ekinde yer alan belgelerin dikkate alınması istemine ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.

Takvim Gazetesinin 06.05.2015 tarihli nüshasında ve gazetenin internet sitesinde yer alan haberlerde katılanlara yönelik hakaret niteliğinde ifadelere yer verildiğinden bahisle açılan kamu davasına ilişkin, sanıkların savunmaları, gazete ve internet sitesi çıktıları ve tüm dosya kapsamıyla Yerel Mahkemece, atılı suç yönünden şikayet tarihinden itibaren, 5187 sayılı Kanun'un 26 nci maddesi uyarınca muhakeme şartı olan süre geçtikten sonra kamu davalarının açılmış olması nedeniyle düşme kararı verildiği anlaşılmıştır.

1. Sanıkların, gazete nüshasının yanı sıra internet sitesinde de yer alan haber içeriğiyle katılanlara yönelik hakaret suçunu işlediklerinden bahisle açılan davalara ilişkin, iddianamenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 5187 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin internet yoluyla işlenen suçlarda uygulanamayacağı gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2. Kabule göre de,
Sanıklar hakkında "5187 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca açılan kamu davalarının DÜŞMESİNE" yerine "5187 sayılı Kanun'un 26. Maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE" şeklinde karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.