SUÇLAR: Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/429 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında;
a. Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ve 100,00 TL adli para ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri; atılı suçları işlemediğine, eksik inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ile katılan ... ve tanıklar ... ile ...'ın 2013 yılı itibarıyla aynı iş yerinde çalışmakta oldukları, bilinmeyen bir tarihte katılan ...’ın, iş yerinde nüfus cüzdanını düşürmüş olduğu ancak bu durumdan haberinin olmadığı, 2013 yılı Mart ayı içerisinde sanık ile katılanlar iş yeri soyunma odasında iken sanığın tanıklara, "Arkadaşlar dolabın altında bir şey var." demesi üzerine dolabın altına baktıklarında ...’a ait nüfuz cüzdanını buldukları, ...’ın o gün istirahatli olması nedeniyle bu nüfus cüzdanını ona ait dolabın içerisine attıkları, daha sonra sanığın iş yerinde çalışmayı bıraktığı, suç tarihinde de katılan ...’e ait mobilya mağazasına gidip katılan ...’ın ad, soyad ve T.C. kimlik numarasını kullanarak 1.945,11 TL tutarında alış veriş yapıp buna ilişkin suça konu satış sözleşmesini ...'ın adına imzaladığı, söz konusu eşyaların, sanık tarafından kiralanıp 2 ay sonra boşaltılan evin adresinde, bizzat sanığa teslim edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanlar ile tanıkların beyanları hem aşamalarda hem kendi aralarında istikrarlıdır.
4. Emniyet Genel Müdürlüğü Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 10.01.2014 tarihli, sahtecilik suçuna konu satış sözleşmesinde bulunan imzanın sanığa ya da katılan ...'a ait olup olmadığının tespit edilemediği belirtilen Uzmanlık Raporu dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Dolandırıcılık Suçu Yönünden
1. Katılan ... ile iş yeri çalışanları olan tanıklar ve sahtecilik suçuna konu satış sözleşmesini tanzim eden Vasfi Kaya'nın ayrıntılı beyanları alınarak satış işleminin ne şekilde yapıldığı, katılan ...'a ait nüfus cüzdanının sözleşmenin tanzimi için kullanılıp kullanılmadığı araştırılarak nüfus cüzdanının kullanılmış olması durumunda dolandırıcılık suçunun, kamu kurumu olan Nüfus İdaresinin maddi varlığının kullanılması suretiyle işlenmiş olacağı gözetilerek eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabul ve uygulama yönünden;
a. Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu yönünden; belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılık suçunun mağdurunun ise katılan ... olduğu, bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." şeklindeki hükmün uygulama alanının bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan dolandırıcılık suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamına alınmış olması nedeniyle, dava dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tespit ve tayininde zorunluluk bulunması,
b. Dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 5 gün karşılığı adli para cezası üzerinden başkaca indirim ve artırım yapılmadığı dikkate alındığında, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20,00 TL'den paraya çevrildiğinde hükmedilen tutar, kısa kararda 100,00 TL olarak belirtilmesine rağmen gerekçeli kararda 1.500,00 TL olarak belirtilmesi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye yol açılması,
c. Dolandırıcılık suçundan hükmolunan netice adli para cezası yönünden 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının tatbiki sırasında, taksit sayısının dörtten az olamayacağına ilişkin düzenleme göz ardı edilerek iki eşit taksitte ödenmesine karar verilmesi,
d. 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
e. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) başlığı altında açıklanan nedenlerle Gemlik 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/429 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle Gemlik 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/429 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.