Davanın reddi

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/213 Esas sayılı tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, kapatılan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ankara 14.Tüketici Mahkemesi'nin 2021/31 Esas sayılı tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi Ali Abbas'ın T.C. Ziraat Bankası Çubuk Şubesinden 15.200,00 TL'lik tüketici kredisi kullandığını, müvekkillerinin murisine 17.480,00 TL bedelli peşin prim ödemeli 14.05.2013 başlangıç 02.11.2015 bitiş tarihli bireysel kredi müşterileri grup hayat sigortasını yaptırıldığını, muris kredi borçlusu Ali Abbas'ın kredi sözleşmesini akdettiği tarihten yaklaşık 1 sene sonra aniden akciğer kanserine yakalandığını ve 06.06.2014 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin murislerinin vefatından sonra 24.06.2014 tarihinde banka şubesi aracılığı ile acenteye başvurarak murislerinin ölümleri ile ilgili gerekli yasal belgeleri sunduğunu ve ancak davalı tarafından yapılan değerlendirmede "sigortalının 2006 senesinde mesane kanseri nedeni ile tedavi olduğunun tespit edildiği, sigorta poliçesi akdi esnasında murisin bu yönde sorulan soruya hayır cevabı" verdiği "soruya evet cevabı verse idi" poliçenin düzenlenmeyeceği gerekçesiyle talebin reddedildiğini, murisin 2006 senesinde mesane tümörü tanısı ile Ankara Üniversitesinde operasyon geçirdiğini ve mesanesi tamamen alındığı ancak sigorta poliçesi düzenlendiği tarihte kanser hastalığı veya şüphesinin mevcut olmadığını, murisin ölümünün mesane kanseri ile alakası olmayan ve metastaz sonucu doğmayan yeni bir hastalıktan, akciğer kanserinden ileri geldiğini, muris ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesi sertifikasının 6 ncı maddesinin müşterinin ölümü halinde 17.480,00 TL sigorta bedeli sözleşme hükümleri ve Hayat Sigortası Genel Şartları Çerçevesinde Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş. Tarafından tazminat olarak ödenecektir" hükmünü içermesine rağmen davalının söz konusu meblağı dava dışı bankaya ödemeyi reddettiğini, ayrıca müvekkillerine vefat teminatı ve bakiye teminatın da ödenmediğini bu nedenle de mirasçı olan davacıların hak kaybına ve icra takibine uğramamak için dava dışı bankaya murisin ölümünden sonra kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Bireysel Kredi Müşterileri Grup Hayat Sigortası ile teminat altına alınan ve murisin vefatı ile davacıya kredi veren bankaya ödenmesi gereken sigorta tazminatının tespitini, mirasçı müvekkillere ödenmesi gereken bakiye teminatın ve davalı sigorta şirketi reddettiği için mirasçı müvekkillerin bankaya ödedikleri bedellerin tespiti ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile dava dışı banka arasındaki sigorta sözleşmesinin karşılıklı güven ve iyiniyet esasına dayalı olarak akdedilen bir sözleşme olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Hayat Sigortası Genel Şartlarında söz konusu yükümlülük mutlak sigortalı ile de sınırlı tutulmamış Türk Ticaret Kanunu'nun 1412 nci maddesi ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.1 maddesi ile de sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışına hukuki sonuçlar bağlandığını, Hayat Sigortası Genel Şartlarının Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü'ne ilişkin 2.1. maddesi ile ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2. maddesinde gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsile sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını ve daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlü olduğunu ayrıca TTK m 1435 vd maddeleri ile ve TTK 1439 uncu maddesinde sigorta öncesi beyan yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeleri ve dosya içeriği incelendiğinde sigortalının yasal ve sözleşme yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiğinin anlamı ve sigorta bedelinin ödenmemesi gerektiğini belirterek; davanın husumet yönünden reddine, beyan yükümlülüğüne aykırılık ve kanser hastalığının sigorta teminatı dışında bulunması nedeni ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2015 tarihli ve 2014/314 Esas 2015/712 Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 29.07.2015 tarihli raporda davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri ile akciğer large cell nöroendokrin karsinomu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacılar murisinin kanser olduğunun belirtilmemiş olmakla birlikte kişinin tıbbi özgeçmişinde 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğu, 2014 yılında da akciğer kanseri tanısı konduğu, her iki kanserin birbirinden bağımsız kanser türü olduğu, akciğer kanserinin 2014 yılında tespit edilmesi nedeniyle 14.05.2013 başlangıç tarihli sözleşme sırasında kişinin kendisinin akciğer kanseri olacağını bilemeyeceği, davacılar murisinin 14.05.2013 tarihinde kullanılan kredi sırasında kanser olduğunu bildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda davacılar murisinin 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğunun bildirildiği, yine Adli Tıp Kurumu raporundan davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri+akciğer kanseri neticesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme sırasında davacıların murisinin mesane kanseri olduğunu bildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2017/2307 Esas-2019/11858 Karar sayılı 11.12.2019 tarihli kararı ile; davacılaın murisleri ile davalı sigorta şirketi arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunduğu, davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesi'nin görev alanına girdiği, davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığı ve Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu dikkate alınmak suretiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.11.2020 tarihli ve 2020/285 Esas 2020/643 Karar sayılı kararıyla; davacılar, murisleri ile davalı sigorta şirketi arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunmuş olup, davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesi'nin görev alanına girdiği, bu durumda; davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığı ve Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu açıkça anlaşıldığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada; davacılar murisinin 14.05.2013 tarihinde kullanılan kredi sırasında kanser olduğunu bildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda davacılar murisinin 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğunun bildirildiği, yine Adli Tıp Kurumu raporundan davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri+akciğer kanseri neticesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme sırasında davacıların murisinin mesane kanseri olduğunu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerin murisinin vefatından önce gelen mesane kanserinin illiyet bağının olup olmadığının tespit edilebilmesi için murise ait tüm tedavi ve hastane kayıtlarının poliçe tanziminden önce teşhisi konulan kanser hastalığı konusunda uzman onkolog dahiliye ve kardiyolog doktor bilirkişilerin de yer aldığı heyete teslimi ile kanser hastalığı teşhisi ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı olup olmadığının tespiti için ayrıntılı gerekçeli denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği, Adli Tıp Kurumu raporunda imzası olan kurul üyelerinin unvanlarına bakıldığında adli tıp uzmanları, 1 dahiliye uzmanı, genel cerrahi uzmanı, aneztezi uzmanı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ve çocuk sağlığı ve hastalığı uzmanı olup onkolog uzman mevcut olmadığı, murisin sigorta sözleşmesinin akdedilmesinden yıllar önce tanısı konulup opere edilen mesane ca kanserinden bahsedildiği, sonrasında doğrudan 2014 vefat yılında başvurduğu ve vefat ettiği hastane olan Dr. ...Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinin hasta epikriz raporu rapora aynen geçirilerek tetkikler ve raporlar üzerinden iki kanserin metastazı arasında bir illiyet bağı tespiti yapılmadan hastanenin önceki tanıyı epikrizde yazdığı şekilde değerlendirme yapılmaksızın bir adli tıp raporu tanzim edildiği, epikriz de hastanın mesane ca tanısı ile 2009 yılında Ankara Üniversitesinde opere olduğundan başkaca mesane kanserinin 2009 operasyonu sonrası bitmediği, sonrasında 2013'de yeniden akciğere metastaz yaptığına dair bir tespit mevcut olmayıp bilgi amaçlı olarak eski tanı epkriz raporunda yer bulduğu, aynı raporda 2014'de hastayı servise yatıran doktor sigorta poliçesi tanzim edilirken varolmayan akciğer kanserinin multimetastazı nedeni ile hastanın terminal dönemde olduğunun beyan edildiği, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusu olduğunu, ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1435 inci maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 inci maddesi

Davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, 14.05.2013-2015 tarihlerini kapsayan hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 06.06.2014 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir.
Mahkemece, davacılar murisinin 14.05.2013 tarihinde kullanılan kredi sırasında kanser olduğunu bildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda davacılar murisinin 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğunun bildirildiği, yine Adli Tıp Kurumu raporundan davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri+akciğer kanseri neticesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme sırasında davacıların murisinin mesane kanseri olduğunu bildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece alınan 29.07.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, davacılar murisinin tüm tedavi evrakları, radyolojik tetkikleri, tahlilleri ve kullandığı ilaçların incelenmesi sonucunda, müteveffa ile Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş. arasında 14.05.2013 başlangıç 02.11.2015 bitiş tarihli bireysel kredi müşterileri grup hayat sigortası sözleşmesi imzalandığı, söz konusu sözleşmede kanser hastası olduğu belirtilmemiş olmakla birlikte kişinin tıbbi özgeçmişinde 2006 yılında mesanenin infiltratif ürotelyal karsinom, yüksek dereceli (yüzde 25 skuamöz farklılaşma gösteren) kanseri tanısı almış olduğu, 2014 yılında da kişiye “sol akciğer büyük hücreli nöroendokrin karsınom evre 4 (malign plevral sitoloji ve karşı ac met)” tanısına varıldığı, tanı konulan mesane ve akciğer kanserlerinin patoloji tanıları dikkate alındığında; her iki kanserin birbirinden bağımsız kanser türleri olduğu, akciğer kanserinin 2014 yılında tespit edildiği, 14.05.2013 başlangıç tarihli sözleşme sırasında kişinin kendisinde akciğer kanseri olduğunu bilemeyeceği yönünde verilen rapor kapsamında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.