Davanın kısmen kabul kısmen reddine

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine temsicisi tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Çekişmeli Ordu ili Kumru ilçesi ... köyü Mahallesi çalışma alanında bulunan 212 ada 1 parsel sayılı 2604.18 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 2002 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tapu kaydına dayalı olarak; 212 ada 3 parsel sayılı 2443.24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle fındık bahçesi niteliğinde davalı adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir.

Davacı Hazine vekili, çekişmeli yerlerin tamamının öncesinin orman olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapusunun iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili istemi ile dava açmış, Orman İdaresi aynı iddia ile davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin, davanın kısmen kabulüne çekişmeli 212 ada 1 parselin tamamı ile 3 parselin bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretli 1931.91 m2'lik kısmına ait tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline ilişkin önceki hükmü, davacı Hazinenin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.12.2009 tarihli ve 2009/16614 Esas, 2009/19188 Karar sayılı ilamıyla; " Hazine davada taraf olarak yer aldığına ve çekişmeli yer belgeye dayanılmaksızın kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edildiğine göre bu koşulların davalı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin usulünce araştırılması "gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile Ordu ili Kumru ilçesi ... köyü ... mevkii 212 ada 3 parsel numaralı taşınmazın mevcut tapu kaydının iptali ile aynı ada ve son parsel numaraları verilmek suretiyle teknik bilirkişi ve orman bilirkişinin 16.04.2012 tarihli rapor ekli krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1176.42 m2 yüzölçümünde kalan kısmının davacı Hazine adına tesciline, aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 1266.82 m2 lik kısmın ise davalı Mehmet Ali Aydoğan mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

1.Usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.

Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları). Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları).

Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.

Somut olayda; bozmadan önceki hükmün davalılar tarafından temyiz edilmediği ve önceki hükümde tapusunun iptaliyle orman vasfıyla tesciline karar verilen 05.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 1931.91 m2'lik bölüm bakımından Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, önceki hükmün davacı Hazinenin temyizi üzerine 05.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretli 511,33 m2'lik bölüm bakımından zilyetlik araştırması yapılması için bozmaya konu edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden orman olarak tesciline karar verilen 05.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 1931.91 m2'lik kısım daraltılarak 16.04.2012 tarihli rapor ekli krokisinde (A) harfi ile işaretli 1266.82 m2'lik kısmın davalılar adına tesciline karar verilmiş olması hatalıdır.

2. 05.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretli 511,33 m2'lik bölüm bakımından; uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, bu bölüm bakımından davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığına göre bu bölüme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

O halde mahkemece, 05.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 1931.91 m2'lik kısmın orman vasfıyla tesciline karar verildiği ve davalılarca temyiz edilmeyerek kesinleştiği ve 05.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretli 511,33 m2 lik bölüm bakımından davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği gözetilmek suretiyle fen bilirkişisinden yeniden rapor alınarak karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle;
Davacı Hazine temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE;

(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.