İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2018/216 Esas, 2019/78 sayılı kararı ile
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkraları, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2019/518 Esas, 2021/390 sayılı kararı ile
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.06.2022 tarihli, düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle;
1.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2.ByLock tespitinin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
3.ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı bulunmadığına, ... verilerinin mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli olamayacağına,
4.... işlemlerinin rutin hesap hareketleri olduğuna,
5.Takdiri indirim uygulamasının tartışmasız bırakılmasının hukuka aykırı olduğuna ve,
6.Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16.MD-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararı ve Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarih ve 2018/15231 Başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağı dikkate alınarak, ilgili birimler nezdinde araştırma yapılarak detaylı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmesi; 25.02.2020 tarihli kolluk tutanağı ekinde beyanları dosyaya gönderilen ve sanık ile eşi hakkında beyanlarda bulunan ... K. İsimli şahsın ifadelerinin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilerek doğrudan aleni duruşmada sanık ve müdafinin huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak dinlenilmesinin sağlanması; yine temyiz kanun yolu aşamasında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2022 tarih ve 2017/17336 soruşturma sayılı yazısı ekinde dosyaya gönderilen ve ...isimli şahsa ait olduğu belirtilen ByLock mesajlarına ilişkin evrakın sanık ve müdafiine okunarak savunmalarının alınması, ayrıca adı geçen ...isimli şahsın yakalanıp yakalanmadığının araştırılması, yakalanmış ise ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilmesi ve gerek görülmesi halinde tanık olarak dinlenilmesi sağlanması, ayrıca UYAP veri havuzundan araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca herhangi bir tanık veya itirafçı beyanı olup olmadığının saptanması, bulunması halinde bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi, gerekmesi halinde ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması; tüm bu delillerin CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması;
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
Örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında sadece 5271 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince tekerrür hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri hususlar yerinde görüldüğünden sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2019/518 Esas, 2021/390 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Mevcut delil durumu, bozma sebebi, sanığın adli kontrol hükümlerini ihlal ederek kanun dışı yollardan yurt dışına kaçarken yakalanmış olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kaldığının gözlenmesi ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tahliye taleplerinin REDDİ ile TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.09.2024 tarihinde karar verildi.