Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında başka suçlarla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Katılan Bakanlık vekili ve sanığın istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.12.2021 tarihli ve 2020/1277 Esas, 2021/2323 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının kaldırılmasına, sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri;
Sanığın müsnet suçu işlediğinin sabit olduğuna, takdiri indirim uygulanmadan alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiğine, eksik incelemeyle usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğuna, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri;
Kararın hukuka ve usule aykırı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanarak beraat kararı verilmesi gerektiğine, re'sen nazara alınacak hususlarla kararın bozulması gerektiğine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
Dava konusu olay, sanığın resmi nikahlı eşi olan mağduru metruk binaya götürüp cinsel amaçla hürriyetini kısıtladığı iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; "...kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden dosyadaki delillerin mahkumiyete yeterli görülmediği, olayın iddia edilen oluş ve intikal şekli de göz önünde tutulduğunda sanığın üzerine atılı suçu işleyip işlemediği noktasında şüphe oluştuğu, şüphenin ise sanık lehine yorumlanması gerektiği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, yansız, tarafsız, inandırıcı, vicdani kanaat hasıl edici delil elde edilemediği, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle..." sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "...Mağdurun soruşturma anlatımında; sanığın kendisini normal yoldan değil, ara sokaklardan metruk binanın bulunduğu yere getirdiğini, sonrasında içeri girmek istemediği halde kolundan tutarak zorla içeri soktuğunu beyan ettiği, olayın oluş şekline göre sanığın mağduru önce hile ile metruk binanın önüne getirdiği, sonrasında da zorla kolundan çekerek içeri aldığı, bu halde sanığın olay öncesi ve sonrası davranış biçimine göre eyleminin cinsel saldırı eylemi ile sınırlı olmadığı,
Dosya kapsamındaki delillere göre; sanığın üzerine atılı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi
hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olduğu, buna karşın İlk Derece Mahkemesince ispat bakımından değerlendirmede hataya düşülerek sanığın suçu sabit görülmediğinden beraatine karar verildiği,..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının kaldırılarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
A. Katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
1. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dava dosyası içeriği, mağdur beyanları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, sanık savunmaları, tanık beyanları, adli rapor içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiiinin, kararın hukuka ve usule aykırı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanarak beraat kararı verilmesi gerektiğine, re'sen nazara alınacak hususlarla kararın bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.12.2021 tarihli ve 2020/1277 Esas, 2021/2323 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2024 tarihinde karar verildi.