Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili,T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Müfettişlerince işyerinde yapılan denetim neticesinde düzenlenen raporun davacı kuruma idari para cezasının gönderilmesiyle haberdar olduklarını, müfettiş raporundaki fazla çalışma tespitlerinin gerçeği yansıtmadığını; işletmede çalışan tüm işçilerin sendikalı olup yıllık ikiyüzyetmiş saat fazla çalışma yaptırıldığını ve bu mesailerin İş Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi'ne uygun ödendiğini, bordro ve puantajların birbiriyle uyumlu olduğunu ve ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını, raporda belirtilen çalışma sürelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ederek T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Müfettişleri tarafından hazırlanan ADM- 20/İTS-25 sayılı raporunun yangın ilk müdahale, arazöz ekiplerinde ve yangın gözetleme kulelerinde çalışan işçilerin kendilerine ödenenden fazla çalıştırıldığı halde fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğine ilişkin kısmın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, müfettiş raporlarının aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dosyaya konu iş müfettişi raporunun Yasanın 92/3 maddesinde yer alan işçi alacağı kapsamında olmayışı, ilerde açılması muhtemel alacak davalarında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92. maddesine göre “91 inci madde hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93. maddede yazılı esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler.
Teftiş, denetleme ve incelemeler sırasında işverenler, işçiler ve bu işle ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve teftişle görevli iş müfettişleri ve işçi şikayetlerini inceleyen bölge müdürlüğü memurları tarafından çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek; iş müfettişlerinin birinci fıkrada yazılı görevlerini yapmaları için kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek, bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.
Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir”.
Anılan kanuni hükümler ile çalışma ilişkilerini korumak ve geliştirmek, ortam ve koşullarını denetlemek görevi iş müfettişlerine verilmiştir. Buna göre iş müfettişleri işyerinde genel, kontrol ve inceleme denetimi yaparlar.

İşyerinde işin yürütümü yönünden çalışma hayatı ile ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ise; işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerinin uyulup uyulmadığının tespiti, genel denetimdir. Genel denetim ise yargısal faaliyet olarak nitelendirilemez.
Kontrol denetimi ise, genel denetim sonrası (işin yürütümü veya işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin) mevzuata aykırılık ve eksiklik olarak tespit edilen olguların, verilen süre içinde giderilip giderilmediğini kontrol edilmesidir.
İnceleme denetimi, bir kişinin ya da kurumun başvurusu üzerine yapılan denetimdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1.d maddesi uyarınca “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları” dava şartıdır. Aynı Kanunun devam eden 115/2 maddesine göre ise “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”.
Dosya içeriğine göre davalı Bakanlığın İş Müfettiş raporu ile davacı işyerinde çalışan işçilerin fazla mesai ücretine hak kazandığı belirtilmiştir. Bu hali ile raporun iptalinde taraf olması gerekenler işçilik alacakları belirlenen işçilerdir. Bu rapora karşı iptalin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92. maddesi kapsamında itiraz olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup bu tür genel tespitlere yönelik dava açılmasına hukuki yararın bulunduğu Dairemizce kabul edilmiş olmakla işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilmesi gereken diğer bir hususta, somut uyuşmazlıkta; dava, sadece davalı T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına karşı açılmıştır. Ancak iş teftiş raporunda fazla mesai yaptıkları belirtilen işçilere de taraf sıfatının verilmesi ve davanın yöneltilmesi gerekir. Bu nedenle davacı işverene davayı haklarında fazla mesai ücretine hak kazandığı belirtilen işçilere dava açması için gerekirse kesin süre verilmeli ve bu dosya ile birleştirerek işçilerin savunması alınmalı ve delilleri toplanmalı ve sonucuna göre davayı sonuçlandırması gerekmektedir.
3- 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalışma süresinden sayılan haller” başlıklı 66. maddesinin “c” bendinde “İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği sürelerin çalışma süresinden sayılacağının düzenlendiği, davalı işverenlikte uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi hükmü gereğince haftada 5.5 gün 24 saat esasına göre çalışan işçi yönünden 24 saat çalıştığı gün için yalnızca 3 saat fazla çalışma ücreti ödeme yapılacağı kabul edildiğinde, nispi emredici nitelikteki çalışma süresinin haftalık en çok 45 saat olacağı yönündeki 63. madde hükmü ile 67. maddedeki gece çalışmasının 7,5 saat üzerinde olmayacağı hükmüne aykırı olacaktır.
Dairemizin yukarıda açıklanan uygulaması dikkate alınarak; TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğünden Bakanlık müfettişlerince düzenlenen tahkikat evrakının tamamının ve özellikle tahkikat sonucu düzenlenen raporun davacıya tebliğine dair tebligat evraklarının getirtilmesi; davalı işçinin üyesi bulunduğu sendika ile davacı arasında düzenlenen, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen tahkikat dönemine konu Toplu İş Sözleşmesinin taraflardan temin edilerek dosyaya konulması; davalı tarafından TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen tahkikat evrakı ile raporunda belirtilen, işçilik alacağının tahsili için açılan dava dosyasının mevcut olup olmadığı araştırılarak; davanın bulunmaması halinde durumun tutanak altına bağlanması, davanın bulunduğunun anlaşılması halinde, dosyanın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenerek kesinleşmiş ise karar örneğinin temini, açılan bir davanın mevcut olmasına karşın bu dosyanın kesinleşmemesi halinde dosyanın mahkemesi ve esas numarası belirlenmesi, davalı işçinin işyerindeki görevinin ve görev tanımının tam olarak belirlenmesi için görev yazısının dosyaya alınması yönünde gerekli usuli işlemler tamamlanarak bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.