Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak,
Sanık müdafiinin 18.02.2011 tarihli duruşmada "lehe olan hükümlerin uygulanmasına” ve 08.03.2022 tarihli duruşmada da "cezanın ertelenmesine" ilişkin talebinin bulunduğu, Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 50 ve 51. maddelerinin uygulanmamasına yönelik değerlendirme yapılırken, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle hakkında TCK'nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; sanık hakkındaki verilen ilk hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ilamıyla bozulduğu nazara alınarak; bozma sonrası kurulan hükümde, hükmün aynen açıklanması zorunluluğunun olamayacağı, hükmedilen hapis cezasının sanığın yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda bir kanaatin oluşup oluşmadığı değerlendirilerek erteleme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde, sanık hakkında aynı Kanun'un 51. maddesinin yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile uygulanamayacağının belirtilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.