Asıl ve birleşen davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün birleşen davacı ... İdaresi vekili ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında Tokat ili, Erbaa ilçesi, ... kasabası, Köyiçi mevkii 574 ada 13 parsel sayılı taşınmaz, senetsizden 4546,50 m² yüzölçümü ile tarla vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşmediğini belirterek tespitin iptalini talep ve dava etmiş, birleşen davada Orman İdaresi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı 21.06.2016 tarihli celsede imzalı beyanıyla, davacıların açtığı davayı kabul etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin, davanın kabulü ile Tokat ili Erbaa ilçesi ... kasabası Köyiçi mevkii 574 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle ham toprak vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline ilişkin önceki hüküm, birleşen davacı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli ve 2019/4144 Esas, 2019/5713 Karar sayılı ilamıyla; "asıl ve birleşen davalarda davacıların iddiaları farklı nedene dayandığı için davalının kabul beyanı, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli olmadığından usulünce orman araştırması yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın ve birleşen davanın reddine, Tokat ili Erbaa ilçesi Karayaka Beldesi/Yukarı mahalle Karakışla mevkii 574 ada 13 parsel sayılı taşınmazın "tarla" vasfı ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, birleşen davacı ... İdaresi vekili ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının 21.06.2016 tarihli celsede imzalı beyanıyla davayı kabul ettiği, kabulün davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu; yine davalının önceki tarihli davanın kabulüne yönelik kararı da temyiz etmediği ve bu şekilde davacı ve birleşen davacı lehine usuli müktesep hak oluştuğu; bunların yanı sıra çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık konumunda bulunduğu ve orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı hususlarının mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davalının kabul beyanı, usuli müktesep hak ve taşınmazın orman içi açıklık konumunda bulunduğu gözetilerek çekişmeli taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle; birleşen davacı ... İdaresi vekili ve davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.