Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.10.2016 tarihli ve 2012/286 Esas, 2016/1324 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı ....vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne İlk Derece Mahkemesinin davacı üçüncü kişiler lehine hükmettiği tazminatın hüküm fıkrasından çıkarılmasına karar verilmiş, bu kez hükme karşı davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz yoluna başvurulduğundan, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı üçüncü kişi vekili, Bursa 13. İcra Müdürlüğünün 2012/1638 Esas sayılı dosyası üzerinden haczedilen menkullerin vekil edeni şirkete ait olduğunu belirterek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile, hacizlerin kaldırılmasına; haczedilen malların değeri olan 53.640,00 TL’nin %15’i oranında 8.046,00 TL tazminatın davalı alacaklıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince, davalının istinaf talebinin kısmen kabulüne, Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.10.2016 tarihli ve 2012/286 Esas, 2016/1324 Karar sayılı ilamının 2. bendindeki "Haczedilen malların değeri olan 53.640,00 TL'nin %15'i oranında 8.046,00 TL tazminatın davalı alacaklıdan alınarak; davacılara verilmesine" kısmının hükümden çıkartılmasına; diğer İstinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı alacaklı ve davacı üçüncü kişiler vekillerince ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun duruşma yapılmadan verilecek kararları düzenleyen 353/1-a.6 maddesinde, ilk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, bölge adliye mahkemesince, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
HMK'nin 353/1-b.2 maddesinde yer alan “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,” şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemece ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin hatalı veya yeterli bulunmaması halinde, mutlaka ilk derece mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılıp, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden hüküm fıkrasının oluşturulması zorunludur.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince, davalı alacaklı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek hatalı değerlendirme sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına; diğer istinaf taleplerinin ise reddine karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı HMK'nin 353 vd. maddeleri uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken, diğer yandan aynı zamanda vakıa incelemesi yapan mahkemelerdir. Bölge Adliye Mahkemeleri, İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesini yerinde bulmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararını bütünüyle kaldırması ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde kendisinin yeni bir hüküm kurması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince bu şekilde kısmen kaldırma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul hükümlerine aykırı olması nedeniyle öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.