Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.05.2018 tarih ve 2016/900 E- 2018/403 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.09.2019 tarih ve 2018/1344 E- 2019/909 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ... ve eşinin diğer davacı şirketin ortağı olduğunu, davalının 375.000,00 TL borç verebilecek bir ekonomik gücünün olmadığını, davalı ile akraba olduklarından davacının eşi ve şirket hesabından davalıya muhtelif tarihlerde 800.000,00 TL borç gönderildiğini, bu paraların tahsili için Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2016/5468 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davacı ...’ın son zamanlarda psikolojik sorunlar yaşadığını, bunu fırsat bilen davalının şirket kaşesini taklitle ve ... adına sahte imza atarak gerçekte borç olmayan bir senet tanzim ederek Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2016/5070 sayılı dosyasında takip başlattığını, bono altındaki imzanın sahte olup davacılar tarafından atılmadığını belirterek borca ve imzaya itirazlarının kabulü ile takibe dayanak bonunun iptaline ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senedin davacı ... tarafından imzalanmadığı iddiasının asılsız olduğunu, bu konuda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının iddialarının çelişik olduğunu belirterek davanın reddi ile davacının kötüniyetli olması ve icra dosyasında tahsilin durdurulması nedeniyle davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya dayanak teşkil edilen bonoda davacı ...'ın kendi adına ve şirketi temsilen attığı imzaların davacıya ait olmadığının iddia edildiği İstanbul Adli Tıp Kurumu
Fizik İhtisas Dairesi'nin 04/10/2017 tarihli raporunda dava konusu bono ile davacı ...'ın yazı ve imza örnekleri arasında benzerlikler bulunduğu, senet üzerindeki imzaların ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, dava konusu bononun düzenlendiği tarihte davacı ...'ın diğer davalı ....nin yetkili temsilcisi olduğu, her iki davacının dava konusu bonodan kaynaklanan borçtan sorumlu oldukları, bono bedelinin ödendiğine dair herhangi bir delilin ileri sürülmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, mahkemece verilen tedbir kararı nedeniyle davalının alacağını geç almasından doğan zararı dikkate alınarak, İİK’nın 72/4 maddesi gereği takip konusu alacağın %20’si olan 75.000,00 TL tazminatın davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, Adli Tıp Kurum Fizik İhtisas Dairesi'nin 04/10/2017 tarih ve 2017/62771 sayılı raporuna göre; davaya ve takibe konu bonodaki imzaların davacı ...'ın elinin ürünü olduğunun tespit edildiği, bononun davalı tarafından sonradan doldurulduğu ve senede karşı olan iddiaların ancak senet ile ispatının gerektiği, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı, ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davalı tarafından temlik edilen kısmi miktarın infaz aşamasında dikkate alınacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 14/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.